ProjectsResearchersWorking Paper SeriesSign Up
TR
Podcast & Media
News

Gümrük Birliği yerine Serbest Ticaret anlaşması mı? Sakın ha!

Değerlendirme Notu / Nilgün Arısan Eralp

Avrupa Birliği’nin (AB) yaklaşık 20 yıl süren müzakerelerden sonra, önce Mercosur ardından da Hindistan’la serbest ticaret anlaşması (STA) imzalaması, Türkiye’de, özellikle de iş dünyasında haklı bir endişeye yol açtı. 

Söz konusu endişenin nedeni, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği’ni tamamlayan 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın 16. maddesinde yer alan hükümdü. Bu madde gereğince Türkiye, AB’nin ortak ticaret politikasına ve dolayısıyla AB ile üçüncü ülkeler arasında yapılan STA’lara uyum sağlama yükümlülüğünü üstleniyor. Ancak bu kararların şekillendiği platformlara gözlemci olarak bile katılamıyor. 1990’lı yılların ilk yarısında, Gümrük Birliği’ni tamamlama müzakerelerinde bazı üst düzey bürokratlar bu maddeye itiraz etmiş olsalar bile hükümetin Gümrük Birliği’nin tamamlanmasının hemen arkasından üyelik geleceğine yönelik inancı yüzünden bu itirazlar göz ardı edilmiştir. 

Uygulamada 16. madde şu anlama gelmektedir: 

AB bir ülkeyle STA imzaladığında, o ülkenin malları AB üzerinden Türkiye pazarına gümrüksüz girebilir, ancak Türkiye aynı ülkeyle anlaşma yapmazsa Türk malları o ülkenin pazarına aynı avantajla giremez. Bu nedenle Türkiye’nin, AB’nin ticaret anlaşmalarına paralel şekilde hareket etmesi öngörülmüştür.

AB’nin serbest ticaret anlaşması imzaladığı ülkelerle Türkiye’nin benzer anlaşmaları imzalaması zaman aldığı için, STA imzalanana kadar söz konusu üçüncü ülkelerin anlaşma kapsamındaki ürünleri AB pazarına düşük gümrük tarifeleriyle girebilmekte; bu durum Türkiye’nin AB pazarındaki rekabet gücünü zayıflatmaktadır. Ayrıca bu ürünlerin AB üzerinden Türkiye’ye de düşük gümrük tarifeleriyle girmesi, iç pazara yönelik üretim yapan yerli üreticileri zor durumda bırakmaktadır.  

Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.

Share