ProjectsResearchersWorking Paper SeriesSign Up
TR
Podcast & Media
News

Türkiye’nin net sıfır yolunda gerçekler: Kâğıt üzerinde ilerleme, uygulamada belirsizlik

Değerlendirme Notu / Mühdan Sağlam

Türkiye, iklim değişikliği ile mücadelede 2025’te önemli bir ivme kazandı. İlk İklim Kanunu, bazı eksikliklerine rağmen temmuz ayında TBMM’den geçerek yürürlüğe girdi ve bu alandaki en dikkat çekici gelişmelerden biri oldu. Kanunun ardından kurulan İklim Değişikliği Başkanlığı, emisyon ticaret sistemi başta olmak üzere çeşitli alanlarda mevzuat hazırlıklarına başladı; bu adımlar da 2025 yazı açısından önemli kilometre taşları olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, iklim değişikliği ile mücadelenin temel araçlarından biri olan ulusal katkı beyanı (Nationally Determined Contribution- NDC) da bu süreçte güncellenecek. Bu gelişme de Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi yolunda kritik bir adım olarak yakından izleniyor.

Geçtiğimiz hafta New York’ta düzenlenen BM İklim Haftası kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin güncellenecek ulusal katkı beyanı (NDC) ile ilgili ilk sinyali verdi. Erdoğan, bu kapsamda 2035 ara hedefini de açıkladı. Buna göre Türkiye, 2035 yılına kadar emisyon miktarını 466 milyon ton CO₂ eşdeğeri (MtCO₂e) azaltacak ve toplam emisyonunu 643 MtCO₂e’ye düşürecek.

NDC neden önemli? Türkiye, iklim değişikliği ile mücadelede nasıl bir yol haritası izliyor? NDC’lerde hâlihazırda hangi sorunlar bulunuyor ve açıklanan 2035 ara hedef, 2053 net sıfır hedefini gerçekleştirmeye yeterli olacak mı? Bu değerlendirme notunda, tarihsel yol haritası, emisyon referans senaryoları, fosil yakıt kullanımı ve diğer kritik başlıklar gözetilerek Türkiye’nin açıkladığı 2035 ara hedefi ve güncellenecek NDC 3.0 mercek altına alınacaktır.

Değerlendirme notunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Share