Birkaç gündür medyanın gündeminde bir haber var: Kocaeli’de bir camide, bebek bekleyen bir aile için “baby shower” etkinliği düzenlenmiş. Baby shower, son yıllarda hayatımıza giren doğuma kısa bir süre kala anne adaylarının heyecanını paylaşmak ve bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak için düzenlenen Batı kaynaklı bir etkinlik. Görüntülerde, cami içerisine “Oh Baby” yazan süslemeler, balonlar, çiçekler, koltuk, masa ve sandalye var. Bu haber, uzun süredir üzerine kafa yorduğum sekülerleşme dalgasını Türkiye’nin nasıl dibine kadar yaşadığını çok güzel gösteriyor.
Sekülerleşme ve laiklik bizim gibi siyaseten kutuplaşan ülkelerde çok tartışmalı kavramlardır. Çünkü kavramlara sosyolojik anlamlardan ziyade ideolojik deli gömlekleri giydirmek zorunda kalırız. Bu yüzden uzunca süredir laiklik üzerindeki tartışmaları bir kenara bırakıp sekülerlik kavramı ile tuttuğumuz safları sıkılaştırmaya çalışıyoruz. Kimimiz “Türkiye dindarlaşıyor” diye dert yanarken kimimiz de “Dindarlık elden gitti, aile kalmadı hep bu sekülerleşme yüzünden” diye perişan oluyor.
Gerçekten ülkeler sekülerleşince dindarlık azalıyor mu veyahut dindar olan ülkelerde sekülerlik olmuyor mu?
“Ne o, ne de bu” diye cevap versem sanırım olur, Nasreddin Hoca gibi iki tarafı da haklı gördüğüm zannına kapılacaktır. Oysa gerçekten tam da öyle bir durumdayız.
Nasıl mı? İsterseniz gelin üzerinde düşünelim.
Değerlendirme notunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Bu yazı ilk olarak 12 Mayıs 2025 tarihinde Fikir Turu’nda yayımlanmıştır.



