TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.


Değerlendirme Notu / H. Ekrem Cünedioğlu
Rojda Yakışıklı, Hasan Durka, Nida Türkmen, Mehmet Ali Zengin… Bu isimler, yalnızca birer adli vaka istatistiği değil; 11. Yargı Paketi kapsamındaki infaz düzenlemesiyle 26 Aralık 2025 tarihi itibarıyla tahliyeleri başlayan tutuklu ve hükümlülerin karıştığı olaylarda hayatını kaybeden vatandaşlarımız. Teknik olarak bir infaz iyileştirmesi olarak sunulan, ancak sonuçları itibarıyla fiili bir genel af niteliği taşıyan bu düzenleme, toplumda zaten kırılgan olan adalet inancını ve güvenlik algısını derinden sarsma riski ihtiva etmektedir.
Bu sarsıntı, yalnızca adliye koridorlarında değil, dijital kamusal alanda da somut bir paniğe dönüşmektedir. Sosyal medya platformlarında hızla yayılan ve vatandaşların birbirini “Kimseyle tartışmayın, ihtiyaç olmadıkça sokağa çıkmayın” şeklinde uyardığı paylaşımlar, devletin asli fonksiyonu olan can güvenliğini sağlama kapasitesine duyulan güvenin erozyona uğradığını göstermektedir. Hukuk sosyolojisi perspektifinden bakıldığında bu durum, toplumsal sözleşmenin meşruiyet zeminini oluşturan “koruma-itaat ilişkisinin” zedelenmesi anlamına gelmektedir.
Esasen Türkiye, infaz hukuku tarihinde bu tür örtülü af süreçlerine yabancı değildir. Kamuoyunda Rahşan Affı olarak bilinen ve 2000 yılında yürürlüğe giren 4616 sayılı Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası, benzer bir cezaevlerini boşaltma motivasyonuyla hayata geçirilmiş, ancak beklenen toplumsal barışı sağlamadığı gibi suç oranlarında dramatik artışlara neden olmuştur (Demirbaş, 2001). Tarihsel veriler, rehabilitasyon süreçleri tamamlanmadan ve suçun sosyo-ekonomik köklerine inilmeden yapılan kitlesel tahliyelerin, kısa vadede idari bir rahatlama sağlasa da orta vadede bir güvenlik açığı ve cezasızlık kültürü yarattığını ortaya koymaktadır.
Bu değerlendirme notu; Aralık 2025’te yürürlüğe giren düzenlemenin kapsamını, sürecini ve olası toplumsal maliyetlerini, Türkiye’nin 2000 yılındaki Rahşan Affı deneyimi ışığında analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada süreç; cezasızlık algısı, tahliye edilenlerin profili, suçun tekrarı riski ve infaz sisteminin sürdürülebilirliği ekseninde ele alınacaktır.
Değerlendirme notunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.