TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.


TEPAV ve URAD’ın ortaklığında hazırlanan “Anarşist Nihilist Gençlik Radikalleşmesi ve Türkiye İçin Çözüm Önerileri” başlıklı çalışma, gençler arasında yaygınlaşan anarşist nihilist radikalleşme olgusuna dikkat çekiyor. Rapora göre neo-Nazizm, okült inançlar, kadın düşmanlığı ve internet alt kültürleri, dijital platformlarda yeni bir şiddet ekosistemi içinde birleşirken; yalnızlık, aidiyet eksikliği ve gelecek kaygısı gençleri bu ağlara karşı daha kırılgan hale getiriyor.
Geleneksel terör ve radikalleşme tartışmaları uzun yıllar boyunca El-Kaide, DEAŞ veya aşırı sağ ve aşırı sol örgütler gibi belirgin ideolojik yapılara odaklandı. TEPAV ve URAD’ın ortaklığında hazırlanan “Anarşist Nihilist Gençlik Radikalleşmesi ve Türkiye İçin Çözüm Önerileri” başlıklı çalışma, günümüzde ideolojik sınırları aşan yeni bir radikalleşme biçiminin ortaya çıktığını ortaya koyuyor. Çalışmaya göre gençler, birbirleriyle çelişen ideolojilerden, komplo teorilerinden ve dijital alt kültürlerden beslenen yeni bir şiddet ekosisteminin etkisi altında radikalleşebiliyor.
Şiddetin kendisi amaç haline geliyor
Raporda, neo-Nazizm, kadın düşmanlığı, okült inançlar, internet folkloru ve çeşitli aşırıcı söylemlerin dijital ortamlarda iç içe geçerek yeni bir radikalleşme biçimi ürettiği belirtiliyor. Geleneksel örgütlerden farklı olarak bu yapılarda belirli bir siyasi hedef yerine şiddetin kendisi ön plana çıkıyor. Kaos, yıkım ve toplumsal çöküş, ulaşılmak istenen bir amaç haline gelirken şiddet de bir araç olmaktan çıkıyor.
Çalışmada, günümüzde radikalleşmenin büyük ölçüde çevrimiçi platformlarda gerçekleştiğine dikkat çekiliyor. Discord, Telegram ve benzeri ağlarda örgütlenen yapılar, gençlerin aidiyet arayışını, yalnızlık hissini ve psikolojik kırılganlıklarını istismar ederek onları şiddet içerikli ekosistemlere çekiyor.
Eskişehir ve Kahramanmaraş örnekleri
Rapor, son dönemde Türkiye'de yaşanan bazı şiddet vakalarını da bu çerçevede değerlendiriyor. Eskişehir’de 2024 yılında gerçekleşen saldırının faili Arda Küçükyetim’in uluslararası nihilist şiddet ağlarından ve çevrimiçi aşırıcı içeriklerden etkilendiğine işaret edilirken Kahramanmaraş’ta 2026 yılında yaşanan saldırının da benzer biçimde yalnızlık, insan düşmanlığı ve dijital alt kültürlerle bağlantılı bir örüntü sergilediği belirtiliyor.
Çalışmaya göre bu vakalar, Türkiye'nin küresel ölçekte büyüyen anarşist nihilist radikalleşme dalgasından bağımsız olmadığını gösteriyor. Özellikle çevrimiçi ağlar üzerinden yayılan şiddet kültürü, gençlerin uluslararası örneklerden etkilenmesini ve benzer eylem biçimlerini taklit etmesini kolaylaştırıyor.
Gençleri kırılgan hale getiren nedenler
Raporda gençlerin bu tür ağlara yönelmesinin yalnızca güvenlik perspektifiyle açıklanamayacağı vurgulanıyor. Anlam arayışı, aidiyet ihtiyacı, yalnızlık, gelecek kaygısı, ekonomik güvencesizlik ve toplumsal yabancılaşma gibi faktörlerin radikalleşme süreçlerinde önemli rol oynadığı ifade ediliyor.
Çalışmada ayrıca gençler arasında yaşam memnuniyetinin düşmesi, demokrasiye ve kurumlara duyulan güvenin zayıflaması, ekonomik ve toplumsal krizlerin yarattığı umutsuzluk hissinin radikal anlatılar için uygun bir zemin oluşturduğu belirtiliyor. Gençlerin yalnızca bireysel sorunlarla değil, aynı zamanda iklim krizi, ekonomik eşitsizlikler, güvencesizlik ve dijital yalnızlık gibi daha geniş ölçekli sorunlarla karşı karşıya olduğuna dikkat çekiliyor.
Çözüm güvenlik politikalarıyla sınırlı değil
Rapor, yeni radikalleşme biçimiyle mücadelenin yalnızca polisiye tedbirlerle mümkün olmadığına dikkat çekiyor. Aile, okul, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, psikolojik destek mekanizmaları ve dijital platformları kapsayan bütüncül bir önleme ekosistemine ihtiyaç bulunduğu vurgulanıyor. Gençlere sahte üstünlük, karanlık şöhret ve yıkıcı aidiyet duygusu sunan ağların karşısına gerçek aidiyet, umut, anlam ve gelecek perspektifi koyulmadıkça sorunun çözülmesinin mümkün olmayacağı ifade ediliyor.
Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

02/06/2026

01/06/2026

01/06/2026

31/05/2026

26/05/2026