TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.

Değerlendirme Notu / Mehmet Sankır
Bir akademik kurumun varoluş gerekçesi bilgidir. Bilgiyi üretmek, sınamak, aktarmak ve korumak. Tabii, buradaki tartışmalardan, önemli konulardan biri de “yeni” kavramıdır. Bazıları bu yeniyi önemli ölçüde dert ediyor. Evet, bunlar epeyce haklı olsa da, zaten var olanı anlamak bile yeterince önemli değil mi? Bu konuda var olanı anlamak ve taklitçilik çerçevesinde ele alındığında, “yeni”cilerin kendini epeyce haklı görmesi mümkün. Konumuza geri dönelim; bilgiyi üreten kurumlar, diğer kurumlardan farklı değiller ve dolayısıyla bu kurumlar da aynı zamanda güç ilişkilerinin de mekânı olarak bilinmekte. Kim neyi araştıracak, hangi alan büyüyecek, kimin sesi duyulacak…. Bu soruların yanıtları her zaman rasyonel gerekçelere dayanmaz. Çoğu zaman bu yanıtlar, görünmez güç hatları boyunca şekillenir. Bu durum, akademik kurumları bir paradoksla yüz yüze bırakır: eleştirel düşüncenin evi olan yapılar, kendi iç işleyişlerinde eleştiriye ne kadar açıktır? Bilgiyi sorgulama kapasitesiyle övünen kurumlar, kendi karar alma süreçlerini ne ölçüde sorgulamaya tabi tutar? Doğadan ilham alan, onu taklit eden, oradan geliştirme süreçleri icat eden dimağların sorgulama kapasiteleri, karar alma süreçlerine aynı oranda yansımıyor.
Bu soruları bilim felsefesi kapsamında dört düşünür üzerinden ele almanın faydalı bir çerçeve sunacağı kanaatindeyim. Literatüre baktığımızda Karl Popper’ın kurumsal güvenceleri, Paul Feyerabend’in güç tekelinin kırılmasını, Bengt-Åke Lundvall’ın bilginin toplumsal doğasını, Pierre Bourdieu’nun ise sermaye biçimlerinin birbirine dönüşümünü analiz ettiğini görüyoruz. Elbette toplum bilimciler bunları derinlemesine incelemektedir ve onların değerlendirmeleri akademik katkı bütünlüğü içerisinde değerlendirilmelidir. Bu yazı ise bu dört perspektifi yükseköğrenim yönetişimindeki çarpıklıklara uygulayarak bilgi kavramlarının erk tarafından nasıl araçsallaştırıldığını ve bunun kurumsal sonuçlarını tartışacak.
Değerlendirme notunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Bu değerlendirme notu 31 Mart 2026 tarihinde Bilim ve Gelecek Dergisi'nde yayımlanmıştır.