TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.




Değerlendirme Notu / H. Ekrem Cunedioğlu, A. Burak Büyükcivelek, Sercan Sevgili
6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler, Türkiye’nin güneyinde sadece fiziksel bir yıkıma yol açmamış, aynı zamanda devletin mülkiyet, vatandaş ve mekânla kurduğu ilişkiyi de kökten sarsmıştır. Hatay’da 6 Şubat sonrası yaşanan süreç, enkaz kaldırma ve yeniden inşa faaliyetinin ötesine geçerek liberal hukuk devletinin temel sütunlarından biri olan mülkiyetin dokunulmazlığı ilkesinin yeniden tanımlandığı bir döneme işaret etmektedir. Aynı zamanda kentleşmenin yalnızca nüfus artışı ya da yapı yoğunluğu üzerinden okunamayacağını da hatırlatmaktadır. Kentleşme, iktidarın mekânı nasıl düzenlediğini, bireylerin kent hakkını hangi ölçüde kullanabildiğini ve mekânsal kararların toplumsal sonuçlarını belirlemektedir. Dolayısıyla “yeniden inşa” başlığı altında alınan kararların da mülkiyet rejimi kadar gündelik yaşamı, aidiyeti ve adalet duygusunu şekillendirdiği çok katmanlı bir süreçtir.
Bu dönüşüm, afet sonrası aciliyet ve hız ihtiyacı gerekçe gösterilerek meşrulaştırılsa da ekonomi-politik açıdan David Harvey’in teorik çerçevesiyle okunabilir. Harvey (2004), neoliberalizmin kriz anlarında sermaye birikimini sürdürebilmek için mülksüzleştirme yoluyla birikim mekanizmasını devreye soktuğunu savunur. Bu süreç, kriz veya afet anlarında kamusal varlıkların ya da özel mülkiyetlerin, devlet gücü ve hukuki düzenlemeler yoluyla el değiştirmesi ve sermaye döngüsüne dahil edilmesi anlamına gelmektedir. Benzer şekilde Naomi Klein’ın (2007) şok doktrini kavramsallaştırmasıyla da örtüşen Hatay örneğinde; depremin yarattığı toplumsal şok ve travma, normal şartlarda toplumsal muhalefetle karşılaşacak radikal mülkiyet transferi düzenlemelerinin hayata geçirilmesi için uygun bir istisna zemini yaratmıştır.
Nitekim bu zemin üzerinde, depremden dokuz ay sonra, 9 Kasım 2023 tarihinde 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’da yapılan değişiklik, sürecin hukuki miladı olmuştur. Yapılan değişiklikle, rezerv yapı alanı ilanlarında “yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere” ibaresinin kanun metninden çıkarılması ve üzerinde yapı olan alanların da kapsama alınması, mülkiyet hakkının dokunulmazlığını fiilen askıya almıştır (Resmî Gazete, 2023). Bu yasal müdahale, mülkiyeti anayasal bir hak olmaktan çıkarıp idarenin takdirine bağlı, gerektiğinde geri alınabilir bir tahsise veya imtiyaza dönüştürmektedir. Ekonomik açıdan bakıldığında ise bu durum, tapuyu bir menkul kıymet gibi likit ve değerli bir varlık olmaktan uzaklaştırıp vadesi ve getirisi belirsiz bir kamu senedine veya tahviline indirgemektedir.
Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.

12/02/2026

09/02/2026

08/02/2026

07/02/2026

07/02/2026