TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği, TEPAV, Ankara Politikalar Merkezi (APM) ve Dış Politika Enstitüsü (DPE) iş birliğiyle düzenlenen “Bölgesel ve Küresel Güvenliğin Sınandığı Dönem: Rusya’nın Ukrayna’ya Karşı Savaşı” toplantıda, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisi, Karadeniz dengeleri ve küresel gıda güvenliği üzerindeki etkileri çok boyutlu biçimde değerlendirildi.
“Bölgesel ve Küresel Güvenliğin Sınandığı Dönem: Rusya’nın Ukrayna’ya Karşı Savaşı” başlıklı toplantı, 26 Şubat 2026 tarihinde Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), Ankara Politikalar Merkezi (APM) ve Dış Politika Enstitüsü (DPE) tarafından TEPAV’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Toplantıya diplomatik misyonlar, uluslararası kuruluşlar, kamu kurumları, düşünce kuruluşları, üniversiteler ve sivil toplumdan çok sayıda uzman ve temsilci katıldı.
İki oturumdan oluşan toplantıda Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisi üzerindeki etkileri, Karadeniz’in jeostratejik önemi, NATO’nun caydırıcılık ve savunma politikaları, uluslararası hukuk ve güvenlik garantileri ile savaşın küresel ekonomi, enerji ve gıda güvenliği üzerindeki sonuçları ele alındı. Konuşmalarda ayrıca Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi çerçevesindeki rolü, Karadeniz’deki güvenlik dengeleri, savaş sonrası döneme ilişkin olası güvenlik ve iş birliği mimarisi ile uluslararası toplumun Ukrayna’ya yönelik desteğinin sürdürülebilirliği gibi başlıklara dikkat çekildi.
Savaşın Avrupa güvenlik mimarisine etkisi
Toplantının ilk oturumunun moderatörlüğünü TEPAV Uluslararası Araştırmalar Merkezi Direktörü Büyükelçi N. Murat Ersavcı üstlendi. Ersavcı, savaşın Avrupa güvenlik mimarisini köklü biçimde değiştirdiğini ve küresel ölçekte sonuçlar doğurduğunu belirtti. Türkiye’nin Karadeniz’e kıyıdaş bir NATO müttefiki olarak stratejik bir konumda bulunduğunu vurgulayan Ersavcı, “Karadeniz ticaret, enerji ve tahıl sevkiyatı açısından hayati öneme sahip; bölgedeki gelişmeler Türkiye’nin ulusal güvenliği ve bölgesel güç dengesini doğrudan etkiliyor” dedi.
Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin 1463 gündür sürdüğünü ve bunun Birleşmiş Milletler Şartı ile uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu belirtti. Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesinden bu yana geçen 12 yılda Ukrayna ulusal kimliğini sistematik biçimde hedef alan bir politika izlendiğini ifade eden Dzhelialov, “Karadeniz güvenliği Avrupa, Orta Doğu ve Güney Kafkasya’dan ayrı düşünülemez. Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi’ni uygulaması ve Karadeniz Mayın Karşı Tedbir Görev Grubu gibi adımları savaşın Karadeniz’e yayılmasını sınırlandırdı” açıklamasında bulundu.
Büyükelçi Erdoğan İşcan, savaşın yalnızca iki ülke arasındaki bir çatışma olarak değerlendirilemeyeceğini; uluslararası hukuk ve güç dengesi açısından yapısal bir krize işaret ettiğini ifade etti. Caydırıcılığın zamanında sağlanamamasının önemli bir eksiklik olduğunu belirten İşcan, savaşın uzamasının uluslararası hukuk ve güvenlik üzerindeki riskleri artırdığını vurguladı. Kalıcı ve koşulsuz bir ateşkes çağrısında bulunan İşcan, sivil altyapı ve nükleer tesislere yönelik saldırıların derhal sona erdirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Büyükelçi Fatih Ceylan ise Karadeniz’in Avrupa-Atlantik güvenliğinin temel unsurlarından biri haline geldiğini söyledi. Rusya’nın hibrit savaş araçlarının bölgesel istikrarı çok boyutlu biçimde etkilediğini belirten Ceylan, “Türkiye Montrö Sözleşmesi’ni uygulayarak savaşın tırmanmasını sınırlandırdı; hava polisliği, mayın karşı tedbirleri, kapasite geliştirme ve istihbarat paylaşımı gibi alanlarda NATO’ya ve bölgesel güvenliğe katkı sağlandı. Karadeniz bağlantısallığının güçlendirilmesi ekonomik olduğu kadar jeostratejik bir gereklilik” ifadelerini kullandı.
Oturumun son konuşmacısı Büyükelçi (E) Hüseyin Diröz, mevcut gelişmelerin daha da istikrarsız bir dünya düzenine yol açmaması temennisinde bulundu. NATO’nun caydırıcılık ve savunma ilkelerine dikkat çeken Diröz, etkin caydırıcılık için askeri kapasitenin yanı sıra güçlü bir siyasi iradenin de gerekli olduğunu ifade etti. Ukrayna’nın güvenliği, ateşkes ve olası barış anlaşmasına ilişkin belirsizliklere işaret eden Diröz, “Uluslararası destek ateşkes sürecinde de sürdürülmeli” dedi.
Güvenliğin ekonomik ve küresel boyutu
Toplantının ikinci oturumunun moderatörlüğünü TEPAV ABD Merkezi Direktörü Tülin Daloğlu yaptı.
Büyükelçi Halit Çevik, Rusya’nın Kırım ile kara bağlantısı kurduğunu, buna karşılık Ukrayna’nın Karadeniz kıyılarını korumayı başardığını ifade etti. Savaş sürecinde Ukrayna’nın ulusal kimliğinin güçlendiğini ve askeri kapasitesinin arttığını belirten Çevik, çatışmanın daha dengeli bir yapıya evrildiğini söyledi. NATO’nun Biden döneminde güçlendiğini ancak Trump’ın başkanlığıyla Avrupa güvenlik mimarisinin yapısal baskı altına girdiğini belirten Çevik, “Krizin önemli derslerinden biri, NATO’nun savaş öncesinde Rusya’ya yönelik yaklaşımını yeterince iyi yönetememesi. Avrupa-Atlantik İttifakı, Rusya ile komşuluk ilişkisini yeniden tanımlamalı” diye konuştu.
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü Genel Sekreteri Lazar Comanescu, savaşın Avrupa güvenliği üzerindeki etkisinin tartışmasız olduğunu belirterek ticaret, gıda arzı ve enerji hatlarındaki kesintilerin güvenliğin ekonomik boyutunu öne çıkardığını ifade etti. Güvenliğin yalnızca askeri değil; ticaret, tedarik zincirleri, enerji ve gıda boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Comanescu, “Mevcut durum kısa vadeli tepkilerle değil, uzun vadeli bir perspektifle yönetilmeli. Savaş sonrası dönemde kurulacak bölgesel güvenlik ve iş birliği mimarisinin şimdiden düşünülmesi gerekiyor. Doğrudan diyalog kanallarının oluşturulması önemli. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü, bu çerçevede bir zemin sağlayabilir" dedi.
Dünya Gıda Programı (WFP) Türkiye Ofisi’nden Ege Seçkin ise savaşın küresel gıda güvenliği üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Karadeniz’deki çatışmanın tahıl ihracatı, tedarik zincirleri ve fiyatlar üzerinde doğrudan sonuçlar doğurduğunu belirten Seçkin, gıda güvenliğinin küresel güvenliğin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak “Savaşın uzaması, kırılgan ülkeler üzerindeki etkileri artırıyor. Uluslararası dayanışma sürdürülmeli” ifadelerini kullandı.
Oturumun son konuşmacısı Prof. Dr. Mitat Çelikpala, Avrupa’nın Rusya’yı Avrupa güvenliğine yönelik bir tehdit olarak tanımlamaya başladığını ve meselenin Ukrayna’nın ötesine geçtiğini belirtti. Avrupa’nın müttefiklerini ve tehdit algısını yeniden tanımlama sürecine girdiğini ifade eden Çelikpala, ABD’nin güvenilirliği tartışmalarının Avrupa güvenliği açısından doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti. Avrupa’nın sınırlarının nasıl tanımlanacağına verilecek yanıtın, Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisindeki konumunu da belirleyeceğini vurguladı.

01/03/2026

27/02/2026

27/02/2026

26/02/2026

22/02/2026