ProjectsResearchersWorking Paper SeriesSign Up
TR
Podcast & Media
News

Alışılmışın dışında bir ara seçim- III

Değerlendirme Notu / Tülin Daloğlu

Sandıktaki oy, Kongre’deki güç: Amerikan siyasetinde seçim haritaları mücadelesi

3 Kasım ABD Kongre seçimleri yaklaşırken Cumhuriyetçiler ve Demokratların seçmenlerin oylarını kazanmak için verdikleri rekabetin yanı sıra seçmen tercihlerinin siyasi temsile nasıl dönüşeceğini etkileyen kurallar ve düzenlemeler üzerinde yürüttükleri mücadeleye de dikkat çekmek gerekiyor. Bu mücadelenin merkezinde, seçim bölgelerinin siyasi avantaj sağlayacak şekilde yeniden çizilmesi yer alıyor. Cumhuriyetçilerin 2010 nüfus sayımı ardından sistemli bir stratejiye dönüştürdükleri bu yöntem, Temsilciler Meclisi ve eyalet yasama organlarındaki güç dengelerini etkiledi. İki parti de bu uygulamayı siyasi amaçlarla ilk kimin kullandığını tartışmayı sürdürse de bugün aynı yöntemleri birbirlerine karşı kullanıyorlar. Üstelik Demokratlar, bir dönem eleştirdikleri bu siyaseti Cumhuriyetçilerin elde ettiği yapısal avantajları dengelemek amacıyla kendileri için de meşrulaştırmış görünüyorlar. Bu durum, seçimlerde kimin daha fazla oy alacağından bağımsız olarak, siyasi temsilin ne kadar adil ve seçmen iradesini ne ölçüde yansıttığı sorularını da gündeme getiriyor.

Ancak partilerin seçim bölgelerini yeniden belirleme yarışının bugün ne anlama geldiğini kavramak için şu soruyla başlamak gerekiyor: Cumhuriyetçilerin 2010 nüfus sayımından sonra seçim bölgelerini kendi lehlerine düzenleyerek elde ettikleri avantajların ne kadarı bugün hâlâ geçerli? Öncelikle bu avantajların, 2020 nüfus sayımının ardından hazırlanan yeni haritaların yanı sıra Demokratların önceki yıllarda yürüttükleri hukuki ve siyasi mücadelelerle de kısmen azaltıldığını belirtmek gerekiyor. Örneğin, Pensilvanya’da 2011'de hazırlanan seçim haritası, açılan davalar sonucunda 2018'de eyalet Yüksek Mahkemesi tarafından iptal edildi. Kuzey Karolina'da da benzer hukuki girişimler, seçim bölgelerinin 2020 seçimleri öncesinde yeniden çizilmesinin yolunu açtı. ABD'de Anayasa gereği her 10 yılda bir yapılan nüfus sayımının ardından Temsilciler Meclisi'ndeki sandalyeler eyaletlerin nüfuslarına göre yeniden dağıtılıyor; eyaletlerdeki seçim bölgeleri nüfus değişiklikleri doğrultusunda yeniden düzenleniyor. Ancak hukuki mücadelelerin yanı sıra Michigan gibi eyaletlerde seçim bölgelerinin belirlenmesine yönelik reformlar ve 2020 nüfus sayımının ardından hazırlanan yeni haritalar da Cumhuriyetçilerin geçmişte elde ettiği avantajların bir bölümünü kaybetmelerine yol açtı. Buna karşılık Cumhuriyetçiler, Texas, Florida, Georgia ve Ohio gibi eyaletlerde seçim bölgelerinin belirlenmesindeki hâkimiyetlerini büyük ölçüde korudular. Dolayısıyla 2010'da elde edilen siyasi üstünlük, aynı haritalar üzerinden devam etmese de eyalet yönetimleri üzerindeki kontrol ve seçim bölgelerinin belirlenmesindeki siyasi etki sayesinde kısmen varlığını sürdürüyor. Bugünkü mücadele de esasen bu avantajların korunması, azaltılması veya tersine çevrilmesi üzerine kuruluyor.






Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.

Share