ProjelerAraştırmacılarTartışma TebliğleriÜye Ol
EN
Podcast & Medya
Haber

Sevil Acar: Fosil yakıt teşvikleri adil geçişi finanse edebilir mi?

TEPAV’ın COP31 özel yazı dizisinde Prof. Dr. Sevil Acar, fosil yakıt teşviklerinin emisyonlar, istihdam ve gelir dağılımı üzerindeki etkilerini inceliyor; bu desteklerin azaltılmasıyla sağlanacak tasarrufun, kırılgan haneleri ve çalışanları koruyan adil geçiş politikalarına yönlendirilmesini öneriyor.

Fosil yakıt teşviklerinin azaltılmasıyla açılacak mali alan, adil geçişin finansmanında nasıl kullanılabilir? Boğaziçi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevil Acar, TEPAV’ın COP31 özel yazı dizisi için kaleme aldığı “Fosil Yakıt Teşvikleri: İklim Krizinin Görünmeyen Maliyeti ve Adil Geçiş Meselesi” başlıklı değerlendirme notunda bu soruyu ele alıyor.

Acar, küresel veriler ve OECD ülkeleri üzerine yaptığı analizden hareketle teşviklerin emisyonlar, istihdam ve gelir dağılımı üzerindeki etkilerini inceliyor. Türkiye için sunduğu önerilerde, fosil yakıtlara yönlendirilen kamu kaynaklarının haneleri, çalışanları ve bölgeleri destekleyen bir dönüşüme nasıl katkı sağlayabileceğini tartışıyor.

Fosil yakıtlara 916,3 milyar dolar destek

Acar, ülkelerin emisyon azaltımı ve net sıfır hedefleri açıklarken fosil yakıtların maliyetini düşüren destekleri sürdürmesine dikkat çekiyor. Bu teşviklerin karbon yoğun teknolojileri ekonomik olarak cazip tutarak enerji verimliliği yatırımlarını ve yenilenebilir enerjiye geçişi geciktirebildiğini belirtiyor.

Notta aktarılan OECD ve Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, fosil yakıtlara yönelik küresel kamu desteğinin maliyeti 2024’te 916,3 milyar dolara ulaştı. Acar, enerji fiyat şokları karşısında haneleri ve işletmeleri korumak için artırılan bazı desteklerin kalıcı hale gelmesini de iklim hedeflerine ulaşmayı zorlaştıran bir gelişme olarak değerlendiriyor.

Acar’ın OECD ülkeleri üzerine yaptığı analiz, teşviklerin millî gelir içindeki payı ile kişi başına sera gazı emisyonları arasında artış yönünde bir ilişki olduğunu gösteriyor. Bu ilişkide petrol ve tüketici teşviklerinin yanı sıra fosil yakıt üretimi, ulaştırma ve imalat sektörlerine verilen destekler öne çıkıyor.

İstihdama katkı sınırlı, eşitsizlik riski var

Fosil yakıt teşviklerinin sıklıkla enerji giderlerini sınırlayan bir sosyal politika aracı olarak savunulduğunu hatırlatan Acar, desteklerin kimlere ulaştığının ve hangi sonuçları ürettiğinin incelenmesi gerektiğini vurguluyor.

Notta yer verilen analizde, teşviklerin istihdamı anlamlı biçimde artırdığı veya işsizliği azalttığı yönünde güçlü bir bulguya ulaşılmadığı belirtiliyor. Yoksulluğu azaltıcı etkiler sınırlı kalırken üreticilere yönelik teşviklerin gelir eşitsizliğini bir miktar artırdığına ilişkin bulgular aktarılıyor. Acar, bu sonuçların fosil yakıt teşviklerinin sosyal koruma açısından kendiliğinden adil olduğu varsayımını sorgulamayı gerektirdiğine dikkat çekiyor.

Plansız reformun bedeli hanelere ve çalışanlara yansıyor

Genel enerji desteklerinin yüksek gelirli kesimlere de yarar sağlaması ve fosil yakıt kullanımını sürdürmesi, teşviklerin tasarımını tartışmaya açıyor. Acar, bu nedenle teşvik reformunun bütçe maliyetinin yanı sıra iklim hedefleri ve sosyal koruma politikalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Bununla birlikte, teşviklerin plansız biçimde kaldırılmasının yaratabileceği sosyal maliyetler konusunda uyarıyor. Enerji alternatiflerine erişimi sınırlı hanelerin refah kaybıyla, fosil yakıta bağımlı bölgelerin ise istihdam kayıplarıyla karşılaşabileceğini vurguluyor. Reformun hedefli sosyal desteklerle, çalışanlara yeniden beceri kazandırılmasıyla ve bölgesel ekonomik çeşitlendirmeyle birlikte yürütülmesini öneriyor.

Fosil yakıt destekleri adil geçişe yönlendirilebilir

Teşviklerin azaltılması veya kaldırılmasıyla sağlanacak mali tasarrufun adil geçişe aktarılması, notun temel önerisini oluşturuyor. Acar, fosil yakıt bağımlılığını sürdüren kamu harcamalarının temiz enerjiye, enerji verimliliğine, yeni istihdam olanaklarına ve düşük gelirli hanelerin desteklenmesine yönlendirilebileceğini belirtiyor.

Yazıda örnek verilen Avrupa Birliği Adil Geçiş Fonu, dönüşümden en fazla etkilenen bölgeleri ve çalışanları desteklerken fosil yakıt yatırımlarını kapsam dışında tutuyor. Acar, adil geçiş finansmanının yeni kaynak arayışının yanında mevcut kamu harcamalarının yeniden yönlendirilmesiyle de güçlendirilebileceğine dikkat çekiyor.

Türkiye’de teşviklerin çevresel ve sosyal etkileri izlenmeli

Notta yer verilen OECD verilerine göre, Türkiye’de fosil yakıtlara yönelik doğrudan bütçe destekleri ile vergi harcamalarının toplamı 2024’te yaklaşık 2,17 milyar dolar oldu. Yaklaşık 842 milyon dolarlık doğrudan desteğin 404 milyon doları kömüre, 307 milyon doları doğal gaza yöneldi.

Acar, bu desteklerin büyüklüğü kadar çevresel ve sosyal sonuçlarının da değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Aynı kaynakların sosyal korumaya ve enerji dönüşümüne yönlendirilmesi halinde sağlayabileceği faydaların incelenmesini öneriyor.

COP31 için somut adımlar

Prof. Dr. Acar, COP31’e giderken Türkiye’nin fosil yakıt teşviklerinin çevresel maliyetlerini ve gelir dağılımı üzerindeki etkilerini görünür hale getirmesini öneriyor. Kaynakların zaman içinde hedefli sosyal korumaya, yenilenebilir enerjiye, enerji verimliliğine ve fosil yakıta bağımlı bölgelerde alternatif ekonomik faaliyetlere yönlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Fosil yakıtlardan çıkışın adil geçiş politikalarıyla birlikte tasarlanması gerektiğini vurgulayan Acar, kamu kaynaklarının yeniden yönlendirilmesini bu dönüşümün finansman araçlarından biri olarak ele alıyor. Emisyonlar azaltılırken dönüşümün maliyetini taşıyan hanelerin, çalışanların ve bölgelerin de desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.




Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.

Paylaş