ProjelerAraştırmacılarTartışma TebliğleriÜye Ol
EN
Podcast & Medya
Haber

Okullarda zorbalık ve yalnızlığa karşı ne yapılabilir?

TEPAV’ın “Okulun Görmediği Öğrenciler: PISA Verisiyle Türkiye’de Zorbalık, Yalnızlık ve Mutsuzluk” başlıklı değerlendirme notunda, desteğe ihtiyaç duyan öğrencilerin fark edilmesi için beş politika önerisi sunuldu. Her öğrenciyle her dönem bire bir görüşme yapılması, rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, zorbalık, okulda yalnızlık ve yaşam memnuniyetinin düzenli ölçülmesi, dezavantajlı okullarda ücretsiz yemek uygulamasının denenmesi ve okulla bağı zayıflayan gençlerin takibi önerildi.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), öğrencilerin yaşadığı zorbalık, yalnızlık ve mutsuzluğu PISA verileriyle inceleyen bir değerlendirme notu hazırladı. Çalışmada, okul kayıtlarındakine benzer bilgilerin zorbalık, yalnızlık ve mutsuzluğu birlikte yaşayan öğrencileri ayırt etmekte sınırlı kaldığına dikkat çekilerek öğrencilerin kendi deneyimlerini anlatabilecekleri görüşme ve ölçümlerin önemi vurgulandı.

Notta, bu öğrencilerin belirli okullarda toplanmadığı, aynı okuldaki öğrencilerin deneyimlerinin de farklılaşabildiği belirtildi. Bu nedenle desteğin bütün okullara ulaşması ve her öğrenciyle doğrudan temas kurulması gerektiği ifade edildi.

Her öğrenciyle her dönem bire bir görüşme

Değerlendirme notunda, sınıf rehber öğretmenlerinin her dönem sınıflarındaki bütün öğrencilerle kısa bir bire bir görüşme yapması önerildi. Bu görüşmelerin, öğretmenlerin gözlemlerini tamamlayarak öğrencilerin yaşadığı sorunların fark edilmesine ve ihtiyaç duyanların rehberlik servisine yönlendirilmesine katkı sağlayabileceği belirtildi. Öğretmenlerin görüşme ve yönlendirme becerilerinin mesleğe hazırlık ve hizmet içi eğitimlerle desteklenmesi de öneriler arasında yer aldı.

Çalışmada, cinsiyet, sosyoekonomik düzey, okul türü ve devamsızlık gibi bilgilerin zorbalık, yalnızlık ve mutsuzluğu birlikte yaşayan öğrencileri ayırt etmekte sınırlı kaldığı gösterildi. Öğrencilerin kendi beyanlarına dayanan doğrudan ölçümlerin öğretmen, rehber öğretmen ve okul yöneticilerinin gözlemleriyle birlikte kullanılması gerektiği vurgulandı.

Rehberlik hizmetleri bütün okullarda güçlendirilmeli

Her okulda asgari bir rehber öğretmen kadrosunun sağlanması, dezavantajlı öğrencilerin yoğun olduğu okullara ise ek kadro verilmesi önerildi.

Notta, rehber öğretmenler için ek kadro eşiğinin 500 öğrenciden 250 öğrenciye indirilmesinin, rehberlik hizmetlerine erişimin güçlendirilmesine katkı sağlayabileceği belirtildi. Rehberlik dışındaki görevlerin sınırlandırılarak öğrencilerle görüşmeye ayrılan zamanın artırılması ve boş kalan kadroların izlenebilmesi için ilgili verilerin yayımlanması da önerildi.

Zorbalık ve yalnızlık düzenli ölçülmeli

Bir diğer öneri, zorbalık, okulda yalnızlık ve yaşam memnuniyetinin yılda en az bir kez kısa anketlerle okul düzeyinde ölçülmesi oldu. İlk aşamada öğrencilerin kimlik bilgilerinin kaydedilmemesi, sonuçların okulun rehberlik çalışmalarını planlamak için kullanılması önerildi. Bu sonuçların okulları sıralamak ya da öğretmen ve yöneticileri değerlendirmek amacıyla kullanılmaması gerektiği vurgulandı.

İkinci aşamada ise öğrenci ve velisinin açık rızasıyla bireysel desteğe imkân verecek bir ölçüm yapılabileceği belirtildi. Bu aşamanın, rehberlik kadrosu dolu ve gerektiğinde öğrenciyi ilgili destek hizmetlerine yönlendirebilen okullarda uygulanması önerildi. Öğrencilerin güvenle yanıt verebilmesi için ölçüm bilgilerinin disiplin işlemlerinde kullanılmaması gerektiğine dikkat çekildi.

Notta, Gaffney, Ttofi ve Farrington’ın 2019 tarihli incelemesine dayanarak okul temelli önleme programlarının zorbalık mağduriyetini yüzde 15 ile 16 arasında azalttığı hatırlatıldı ve ölçümün bu tür programlarla birlikte yürütülmesi önerildi.

Ücretsiz okul yemeği pilot olarak denenmeli

Notta, para yetersizliği nedeniyle haftada en az bir kez yemek yiyemeyen öğrencilerin durumuna da yer verildi. PISA 2022 verileriyle yapılan analizde, diğer özellikleri benzer öğrenciler karşılaştırıldığında, bu sorunu yaşayanların zorbalık, yalnızlık ve mutsuzluğu birlikte yaşama olasılığı yüzde 13,8, yaşamayanlarınki yüzde 5,2 olarak hesaplandı.

Bu bulgudan hareketle, taşımalı eğitim kapsamı dışındaki dezavantajlı ortaöğretim kurumlarında ücretsiz okul yemeğinin pilot olarak denenmesi ve öğrencilerin iyi oluşu üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi önerildi. Destek alan öğrencilerin ayırt edilmesini önlemek amacıyla yemeğin pilot okullardaki bütün öğrencilere sunulması gerektiği belirtildi.

Okulla bağı zayıflayan gençler izlenmeli

Beşinci öneri, okulla bağı zayıflayan öğrencilere ulaşılmasına odaklandı. Millî Eğitim Bakanlığının erken uyarı ve takip sisteminin devamsızlık, not ve disiplin bilgilerini birlikte kullanması; uyarı veren öğrencilerin rehberlik hizmetlerine yönlendirilmesi ve bu yönlendirmelerin sonuçlarının takip edilmesi önerildi.

Okuldaki görüşme ve ölçümlerin örgün eğitimden ayrılan gençlere ulaşamayacağına dikkat çekilen notta, açık öğretime geçenler dâhil okulla günlük bağı kopan öğrencilerin de izlenmesi ve desteğe yönlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Okullarda tehdit değerlendirmesi süreci kurulmalı

Notta, okul saldırısı faillerinin geçmişinde zorbalık ve dışlanmanın sık görüldüğü, ancak bu deneyimleri yaşayan öğrencilerin çok küçük bir bölümünün şiddete başvurduğu hatırlatıldı. Bu nedenle beş önerinin yanında tamamlayıcı bir adım olarak okullarda davranışa dayalı bir tehdit değerlendirmesi süreci kurulması önerildi. Sürecin öğrencileri taramak için değil, tehdit içeren ya da kaygı uyandıran bir söz veya davranış bildirildiğinde işletilmesi ve disiplin sürecinden ayrı yürütülmesi gerektiği belirtildi.

2022’de her 14 öğrenciden biri üç sorunu birlikte yaşadı

TEPAV’ın PISA mikro verileriyle yaptığı hesaplamaya göre, Türkiye’de 2022’de 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 7,1’i zorbalığa uğrama, okulda yalnız ya da dışlanmış hissetme ve hayatından memnun olmama deneyimlerini birlikte yaşadı. Çalışmada karşılaştırma için kullanılan 23 OECD ülkesinin ortalamasında bu oran yüzde 2,8 oldu. Türkiye, yüzde 7,1 ile 73 ülke içinde ikinci sırada yer aldı. Notta, zorbalığa uğrayan öğrencilerin payının da Türkiye’de yüzde 21,1 ile OECD ortalamasının (yüzde 15,8) üzerinde olduğu belirtildi.

Notta, 2025’te yaşam memnuniyetinde artış ve okulda yalnızlıkta azalma görüldüğü de belirtildi. Türkiye’nin 2025 yaşam memnuniyeti öğrenci verileri kamuya açık olmadığı için üç deneyimi birlikte yaşayan öğrencilerin o yıla ilişkin payının doğrudan hesaplanamadığı, tahmin edildiği ifade edildi.

Çalışmada, bu öğrencilerin bir risk grubu olarak etiketlenmesi yerine desteğe ihtiyaç duyan öğrenciler olarak görülmesi gerektiği vurgulandı. Önerilerin ortak amacı, okula devam ettiği hâlde sorunları fark edilmeyen öğrencilere ve okulla bağı kopan gençlere ulaşmak olarak tanımlandı.




Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.

 

Paylaş