TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.
Değerlendirme Notu / Sercan Sevgili, Yaren Küçükkör
Barınma, yalnızca bireylerin fiziksel bir çatıya sahip olma ihtiyacını değil; aynı zamanda güvenlik, mahremiyet, aidiyet ve toplumsal refah duygusunu da temsil eden temel bir insan hakkıdır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden Avrupa Sosyal Şartı’na kadar pek çok uluslararası belge, devletlerin vatandaşlarına insana yaraşır konut koşulları sunma yükümlülüğünü açıkça tanımlamıştır. Ancak bu yükümlülüklerin pratikte nasıl karşılandığı, ülkelerin ekonomik yapısı, gelir dağılımı ve sosyal politika tercihlerine doğrudan bağlıdır. Dolayısıyla barınma hakkı, sadece konut stokunun varlığıyla değil, bu stokun kimlere, hangi koşullarda erişilebilir olduğuyla da yakından ilişkilidir.
Türkiye’de son yıllarda yaşanan ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve faiz politikalarındaki belirsizlik, barınmayı giderek daha maliyetli hale getirmiştir. Konut fiyatlarının son on yılda neredeyse on katına çıkması, ücretlerin ise bu artışı karşılamaktan çok uzak kalması, geniş halk kesimlerinin barınma kapasitesini aşındırmaktadır. Konut piyasasının yatırım aracı olarak görülmesi, yüksek gelirli kesimlerin servetini koruma ve artırma alanı yaratırken dar ve orta gelirli hanelerin bu piyasanın dışında kalmasına neden olmaktadır. Bu durum, mülkiyetin yalnızca ekonomik bir mesele olmaktan çıkıp toplumsal eşitsizliklerin yeniden üretildiği temel bir alana dönüşmesine yol açmaktadır.
Gelir eşitsizliği, barınma alanında iki yönlü bir baskı yaratmaktadır. Alt gelir grupları barınma hakkına erişim için zaten büyük zorluklarla karşılaşırken orta sınıf da artık hızla bu imkânı kaybetmektedir. Ev sahibi olmak, geçmişte orta sınıfın toplumsal statüsünü ve güvenliğini pekiştiren bir unsurken bugün giderek üst gelir gruplarının ayrıcalığına dönüşmüştür. Bu gelişmeler yalnızca konuta erişimi değil, aynı zamanda sosyal hareketliliği de kısıtlamakta; bireylerin daha iyi yaşam koşullarına ulaşma şansını daraltmaktadır.
Bu değerlendirme notu, Türkiye’deki konut piyasasının gelir grupları arasındaki ayrışmayı nasıl derinleştirdiğini ve barınma hakkını hangi boyutlarda tehdit ettiğini ele alacaktır.
Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.
27/08/2025
22/08/2025
21/08/2025
21/08/2025
20/08/2025