TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.




Değerlendirme Notu / H. Ekrem Cunedioğlu, Sercan Sevgili, Yusuf Tuna Alemdar
Türkiye’de kayıtlı yeme-içme iş yeri sayısı 2010 yılında 62 bin iken 2025’te 159 bine çıkmıştır. Nüfusa oranlandığında, her on bin kişiye düşen kayıtlı yeme-içme iş yeri sayısı da aynı dönemde 8,5’ten 18,5’e yükselmiştir. Yiyecek-içecek hizmetlerinde kayıtlı istihdam ise 2,8 katına çıkmış, yaratılan her 12 yeni kayıtlı işten biri bu faaliyette ortaya çıkmıştır. Kentlerin değişen görünümünün ölçülebilir bir istihdam karşılığı vardır.
Bu dönüşüm, kamuoyunda birbiriyle çelişen anlatılarla tartışılmaktadır. Bir anlatıya göre fiyatlar ne olursa olsun dolup taşan kafeler, hanehalkının alım gücünün sanıldığı kadar aşınmadığının kanıtıdır. Bir başkasına göre üniversite mezunu gençlerin tezgâh arkasında çalışması, eğitim yatırımının karşılıksız kaldığının bir işaretidir. Kamuoyunda dile getirilen üçüncü bir anlatı ise bu hızda çoğalan işletmelerin ancak kayıt dışı kaynaklarla finanse edilebileceğini ileri sürmektedir. Bu anlatıların ortak noktası, ölçüme dayanmamalarıdır. Bu not, üç anlatıyı da ölçülebilir göstergelerle sınamakta ve birbirini izleyen beş soruya yanıt aramaktadır. Kafeler gerçekten çoğalıyor mu? Yeni işler nerede yaratılıyor? Bu işler ne tür işlerdir? İşgücünün bu alana kayması ekonominin geri kalanına ne yapmaktadır? Kafeleri kim doldurmaktadır?
Bu soruların politika açısından önemi açıktır. Yeni işlerin nerede yaratıldığı, bir ülkenin uzun dönemli verimlilik ve ücret düzeyini belirler. Yunanistan bu açıdan uyarıcı bir örnektir. Nikiforos vd. (2026), 2009 sonrasında Yunan ekonomisinin neredeyse tek büyüme kutbunun konaklama ve yiyecek-içecek hizmetleri olduğunu, bu kaymanın toplam verimlilik kaybının yaklaşık üçte birini açıkladığını göstermekte ve tabloya “kafe ekonomisi” adını vermektedir. Bu not, Yunanistan için geliştirilen üç göstergeli tanıyı Türkiye’ye ölçüt olarak uygulamakta ve çerçeveyi girdi-çıktı analizi, hanehalkı iş gücü mikro verisi ve hanehalkı bütçe verileriyle genişletmektedir. Bulgular, Türkiye’nin dönüşümünün de kafe ve restoran yoğun olduğunu, ancak Yunanistan’ın aksine bu genişlemenin çöken değil büyüyen bir ekonominin içinde gerçekleştiğini göstermektedir. Genişlemenin yanında, katma değeri ve ücretleri hızla yükselen küçük bir bilgi-yoğun büyüme kutbu da bulunmaktadır.
Nota adını veren benzetme bu iki bileşenli yapıdan gelmektedir. Filtre kahve tek bileşenlidir. Cafe latte’de ise küçük bir espresso dozunun üzerine çok daha büyük hacimde süt eklenir. Bu notta espresso, küresel pazara açık, yüksek ücretli ve hızla büyüyen, ancak istihdam yaratma kapasitesi sınırlı kalan bilgi-yoğun çekirdeği, yani esas olarak yazılım ve bilgi hizmetlerini temsil etmektedir. Süt ise düşük ücretli ve düşük katma değerli olduğu hâlde yeni istihdamın çok daha büyük bölümünü üreten kafe ekonomisidir. Aynı fincanın içinde iki Türkiye durmaktadır.
Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.