TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.



Değerlendirme notu / M. Orkun Selçuk, Ece Berfin Ergezer
Birleşik Krallık’ın (BK) 8 Eylül 2026’da açıkladığı yeni önlemler, Londra’nın İsrail-Filistin meselesindeki tutumunda önemli bir değişime işaret ediyor. BK hükümeti, işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden yapılan mal ithalatını yasaklayacağını, yerleşimlerin inşası ve finansmanında rol alan şirket ve kişilere yaptırım uygulayacağını ve yerleşimlerin BK’da pazarlanmasını engelleyeceğini açıkladı. Ayrıca işgale maddi katkı sağlayabilecek silah ve diğer ihracat lisansları konusunda daha sıkı bir politika benimsendi. Bununla birlikte Londra, yaptırımların İsrail’in tamamına değil yerleşim faaliyetlerine yönelik olduğunu özellikle vurguluyor ve 1967 öncesi sınırlar içindeki İsrail ile ticaretin devam edeceğini belirtiyor (Foreign, Commonwealth & Development Office [FCDO], 2026a, 2026d).
Bu politikanın doğrudan tetikleyicilerinden biri, İsrail hükümetinin ağustos ayında E1 bölgesinde yaklaşık 1.200 konut için ihale sürecini başlatması oldu. Söz konusu ihale, toplam 3.401 konut öngören daha geniş E1 planının bir parçası. BK Dışişleri Bakanı Ed Miliband, E1 için ihaleye çıkılmasını açık biçimde “uzun süredir var olan bir kırmızı çizginin aşılması” olarak tanımladı. BK hükümetine göre E1 yalnızca yeni bir yerleşim alanı değildir; uygulanması halinde gelecekteki bir Filistin devletinin coğrafi bütünlüğünü doğrudan etkileyecek bir projedir (FCDO, 2026a, 2026b).
E1’i diğer yerleşimlerden farklı kılan ne?
E1, Doğu Kudüs ile İsrail’in Batı Şeria’daki en büyük yerleşimlerinden Ma’ale Adumim arasında bulunan yaklaşık 12 kilometrekarelik bir bölgedir. Konumu, projeyi sıradan bir yerleşim genişlemesinden farklılaştırmaktadır. E1’de yapılaşma, Ma’ale Adumim ile Kudüs arasında İsrail yerleşimlerinin fiziksel devamlılığını güçlendirirken, Doğu Kudüs’ün Batı Şeria’nın geri kalanıyla bağlantısını daha da zayıflatacaktır. Aynı zamanda Batı Şeria’nın kuzey ve güneyindeki Filistin bölgeleri arasındaki coğrafi sürekliliği ciddi biçimde sınırlayacaktır (International Crisis Group, 2026; EEAS, 2026b).
Bu nedenle E1 tartışmasının merkezinde yalnızca Filistinlilerin bir noktadan diğerine ulaşabilmesi bulunmuyor. İsrail hükümetinin ilerlettiği ve Filistin trafiğini E1-Ma’ale Adumim alanının dışına yönlendirmeyi amaçlayan “Sovereignty Road” gibi yollar, kuzey-güney ulaşımını teknik olarak mümkün tutabilir. Ancak bir devletin yaşayabilirliği açısından ulaşım bağlantısı ile toprak bütünlüğü aynı şey değildir. E1’de kurulacak İsrail yerleşim devamlılığı, Filistinlilerin birbirinden ayrılmış alanlar arasında özel yollarla hareket ettiği, buna karşılık Kudüs ile Ma’ale Adumim arasındaki alanın İsrail tarafından bütünleştirildiği bir coğrafya ortaya çıkaracaktır. AB de E1 ile “Sovereignty Road”un birlikte ilerletilmesini bu nedenle iki devletli çözüm açısından ciddi bir tehdit olarak değerlendirmiştir (EEAS, 2026a).
Doğu Kudüs faktörü burada özellikle önemlidir. Uluslararası toplumun desteklediği iki devletli çözüm modellerinin büyük bölümünde Doğu Kudüs, gelecekteki Filistin devletinin başkenti olarak düşünülmektedir. E1’in yerleşime açılması ise Doğu Kudüs’ü Ramallah, Beytüllahim ve Batı Şeria’nın geri kalanındaki Filistin nüfus merkezlerinden daha fazla ayıracaktır. Dolayısıyla E1, yalnızca sınırların nereden geçeceğiyle ilgili değil, gelecekte kurulabilecek bir Filistin devletinin siyasi, ekonomik ve kentsel merkezlerinin birbirine bağlanıp bağlanamayacağıyla ilgilidir.
Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.