TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.


Değerlendirme Notu / Batuhan Küpeli
ABD hükümeti, 22 Haziran 2026'da kuantum teknolojisiyle ilgili iki önemli kararname yayımladı (Beyaz Saray, 2026a; 2026b). İlk kararname mevcut riske karşı koruma sağlamayı amaçlıyor. Kamu kurumlarının kullandığı şifreleme sistemleri, kuantum bilgisayarların çözemeyeceği yeni yöntemlerle değiştirilecek. Federal kurumların en kritik sistemlerinde bu dönüşümün 2030-2031'e kadar tamamlanması hedefleniyor. İkinci kararname ise kapasite geliştirmeye yönelik. ABD, kuantum bilgisayarları ve kuantum sensörleri için ulusal ölçekte bir araştırma ve yatırım programı başlatıyor. Amaç yalnızca korunmak değil, bu teknolojide dünya liderliğini elde tutmak.
Peki, bu acele neden? Kararların ardında iki gelişme var. Birincisi, bilim dünyası "şifre kırma günü" ne ilişkin tahminlerini öne çekti. Yakın tarihli çalışmalar, kuantum bilgisayarların bugünkü şifreleri kırma eşiğine sanılandan daha erken ulaşabileceğini gösteriyor. İkincisi, tehdit yalnızca gelecekte değil. Bugün şifreli biçimde iletilen veriler kaydedilip yıllarca saklanabiliyor. Yeterli kuantum gücü oluştuğunda bu veriler geriye dönük çözülebilecek. Oysa devlet yazışmaları, sağlık kayıtları ve finansal bilgiler uzun yıllar gizli kalmak zorunda. Bu nedenle hazırlığın bugünden başlaması gerekiyor.
Mesele yalnızca güvenlik de değil. Kuantum, yapay zekâ ile birlikte ilerleyen çok daha büyük bir teknoloji yarışının parçası. Donanımda öne geçen ülke, yazılımda da öne geçme şansı yakalıyor. Bu yüzden ABD, teknolojiyi yeniden devlet eliyle ve planlı biçimde geliştirmeye yöneliyor. İleride göreceğimiz gibi, bu tercihin Soğuk Savaş yıllarına uzanan bir geçmişi var. Üstelik yarışın etkileri iki büyük güçle sınırlı kalmıyor. Teknolojinin bloklara ayrıldığı bir düzen, Türkiye gibi üçüncü ülkeleri de doğrudan ilgilendiriyor.
İşin umut veren tarafı da var. Kuantum tehdidine karşı geliştirilen yeni şifreleme yöntemleri artık hazır. Asıl zorluk yeni bir teknoloji icat etmek değil, milyonlarca cihaz ve sistemi kapsayan bir dönüşümü yönetebilmek. Türkiye'de ise bu dönüşüm için kamuoyuna açıklanmış ulusal bir yol haritası henüz yok. Bu değerlendirme notunda dört soruya cevap arayacağız: Kuantum tehdidi ne kadar yakın? Dünya bu geçişe nasıl hazırlanıyor? Bu yarış küresel teknoloji düzenini nasıl yeniden şekillendiriyor? Türkiye bu tablonun neresinde duruyor?
Bu soruları yanıtlamanın ilk adımı, kuantum bilgisayarın ne olduğunu netleştirmek. Bildiğimiz bilgisayarlar bilgiyi "bit" adı verilen birimlerle işler. Bir bit ya 0 ya da 1 değerini alır. Kuantum bilgisayar ise "qubit" adı verilen birimleri kullanıyor. Qubit, "süperpozisyon" denen özellik sayesinde aynı anda hem 0 hem 1 olabiliyor. Böylece kuantum bilgisayar çok sayıda olasılığı aynı anda değerlendirebiliyor.
Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.

21/07/2026

18/07/2026

17/07/2026

16/07/2026

08/07/2026