TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.
Düşük tasarruf ve yatırım oranları bir yandan 'orta ikiden terk' bir yetişkin nüfusa sahip olmak, diğer yandan ilerisi açısından umut verici değil.
Yurtiçi tasarruf oranının yüksek olması, yüksek bir yatırım düzeyine ulaşılarak azımsanmayacak bir süre yüksek oranda büyümek ve kişi başına gelir düzeyini arttırmak için önemli. Ancak ulaşılan büyüme oranının kalıcı olması için verimlilik düzeyini de yükseltecek unsurların devreye girmesi gerekiyor. Tasarruf oranı açısından bakıldığında BRIC ülkeleri ve Kore ile karşılaştırıldığında en düşük tasarruf oranı Türkiye’de. Yıllardır baş döndürücü bir tempoda büyüyen Çin, Hindistan ve Kore’de tasarruf oranı çok yüksek.
Orta gelir tuzağı
Orta gelir tuzağı diye bir kavram var. Düşük gelir düzeyindeki ülkeler bir süre yüksek büyüme oranı yakalayabiliyorlar.
Gelişmişlerin terk ettikleri sanayi kolları bu ülkelerde serpiliyor. İşgücü, düşük verimle çalışan tarım sektöründen sanayiye geçiyor; verim düzeyi artıyor. Gelişmişlerde geliştirilen ürünler taklit ediliyor falan. Ancak bir süre sonra hızlı büyüme oranı düşüyor. Bu konuda yapılan çalışmalar, orta gelir tuzağına düşen ülkelerde satın alma gücü paritesi ile ölçülen kişi başına gelir düzeyi 11-15 bin dolara ulaşana kadar yüksek büyüme yaşandığını gösteriyor. Sonra büyüme oranında keskin bir düşüş gerçekleşiyor. Bu ülkelerin başka ortak özellikleri de var: Hızlı büyüme döneminde çok yüksek bir yatırım oranına sahipler. Bir de ‘verimlilik ayıplarını’ kapatacak şekilde paralarını değersiz tutuyorlar.
Orta gelir tuzağına düşmek elbette ‘kaderin bir oyunu’ değil. Bu tuzağa düşmekten kurtulan ülkelerin temel iki ortak özelliği var: Birincisi, lise, üniversite ve daha yüksek düzeyde eğitim almış kişi sayısının toplam nüfusa oranı, orta gelir tuzağına düşen ülkelere kıyasla çok yüksek. İkincisi, tuzağa düşmeyen ülkelerin yaptıkları ihracatta yüksek teknolojili ürünlerin önemli bir ağırlığı var (Bu konuda yeni bir araştırmanın özet bulgularını okumak isteyenler www.voxeu.org sayfasından Eichengreen ve iki arkadaşının 11 Ocak 2013 tarihli yazısına bakabilirler).
Orta ikiden terk
Tablo’da BRIC ülkeleri, Kore ve Türkiye’ye ilişkin bazı eğitim düzeyi göstergeleri yer alıyor. Veriler Birleşmiş Milletler’in ‘Uluslararası Beşeri Kalkınma Endeksi’ veritabanından alınma. Eğitim endeksinin iki alt bileşeni var. İlki, ‘yetişkinlerin ortalama okulda kalma süreleri’. Tabloda ona da yer verdim. İkincisi ise ‘çocukların beklenen okulda kalma süreleri’; tabloda yer almıyor. Endeks 0 ile 1 arasında değerler alıyor. Yüksek endeks değerleri daha yüksek bir eğitim düzeyini ifade ediyor.
Tabloda yer alan göstergeler az önce sözünü ettiğim üniversite ve daha yüksek eğitim için bir bilgi vermiyor. Onlara ilişkin bulabildiğim göstergelere daha sonra yer vereceğim. Ancak tablonun verdiği mesajın Türkiye açısından hiç iyi olmadığı açık. Son yazımda yer alan düşük tasarruf ve yatırım oranları bir yandan ‘orta ikiden terk’ bir yetişkin nüfusa sahip olmak, diğer yandan ilerisi açısından umut verici değil. Bu tabloyu mutlaka değiştirmek gerekiyor.
Bu köşe yazısı 15.01.2013 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayımlandı.
Fatih Özatay, Dr.
22/01/2025
Güven Sak, Dr.
21/01/2025
Burcu Aydın, Dr.
18/01/2025
M. Coşkun Cangöz, Dr.
17/01/2025
Fatih Özatay, Dr.
17/01/2025