TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.

TEPAV ile Uluslararası Kriz Grubu (International Crisis Group-ICG) tarafından düzenlenen "European Security and Türkiye" başlıklı toplantıda Avrupa güvenliğinin değişen dinamikleri, Türkiye'nin yeni güvenlik mimarisindeki konumu ve AB-Türkiye güvenlik iş birliğinin geleceği değerlendirildi. Etkinlikte ayrıca Uluslararası Kriz Grubu'nun "The EU and Türkiye: Uniting in Defence?" başlıklı raporunun bulguları da paylaşıldı.
TEPAV ile Uluslararası Kriz Grubu (International Crisis Group-ICG), 22 Temmuz'da TEPAV'da düzenlenen "European Security and Türkiye" başlıklı toplantıda Avrupa güvenliğinin dönüşümünü ve Türkiye'nin bu süreçte üstlenebileceği rolü ele aldı.
Kamu kurumları, diplomatik misyonlar, uluslararası kuruluşlar, üniversiteler, iş dünyası ve düşünce kuruluşlarından temsilcileri bir araya getiren etkinliğe Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı'nın yanı sıra Avrupa Birliği Delegasyonu ile ABD, Almanya, Finlandiya, Norveç, Polonya, Romanya, Slovakya, İspanya, Macaristan ve Kuzey Makedonya'nın diplomatik temsilcilikleri, TOBB, TİM, üniversiteler, araştırma merkezleri ve özel sektör temsilcileri de katıldı.
Moderatörlüğünü TEPAV Uluslararası Çalışmalar Merkezi Direktörü Emekli Büyükelçi N. Murat Ersavcı’nın üstlendiği toplantıda Uluslararası Kriz Grubu Başkan Kıdemli Danışmanı ve Avrupa Programı Direktörü Fabienne Hara, Uluslararası Kriz Grubu Türkiye/Kıbrıs Direktörü Nigar Göksel ile Uluslararası Kriz Grubu Kıdemli AB Analisti Marta Muzcnik konuşmacı olarak yer aldı. Etkinlikte ayrıca Uluslararası Kriz Grubu tarafından hazırlanan "The EU and Türkiye: Uniting in Defence?" başlıklı raporun temel bulguları da katılımcılarla paylaşıldı.
Avrupa güvenliğinde yeni bir dönem şekilleniyor
Açılış konuşmasını yapan Uluslararası Kriz Grubu Başkan Kıdemli Danışmanı ve Avrupa Programı Direktörü Fabienne Hara, Uluslararası Kriz Grubu'nun Bosna, Ruanda ve Somali'de yaşanan çatışmaların ardından benzer krizlerin önlenmesine katkı sunmak amacıyla kurulduğunu anlattı. Kurumun çalışmalarını doğrudan çatışma bölgelerinde görev yapan analistlerin saha gözlemlerine dayandırdığını belirten Hara, küresel jeopolitiğin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi.
Yeni teknolojilerin ve değişen uluslararası dengelerin çatışmaları önlemeyi daha güç hale getirdiğini ifade eden Hara, buna rağmen nitelikli politika analizine duyulan ihtiyacın sürdüğünü vurguladı. Türkiye'nin arabuluculuk kapasitesi ve bölgesel aktör olarak artan rolüne dikkat çeken Hara, “Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Avrupa, doğrudan bir güvenlik alanına dönüştü. Bu nedenle Uluslararası Kriz Grubu, Avrupa güvenliğine ve AB-Türkiye güvenlik iş birliğine daha fazla odaklanma kararı aldı” dedi.
Türkiye güvenlik mimarisinin tüm katmanlarında yer almalı
Uluslararası Kriz Grubu Türkiye/Kıbrıs Direktörü Nigar Göksel, Avrupa güvenliğinin önümüzdeki dönemde katmanlı bir yapıya dönüşeceğini ve tek bir senaryoya göre hareket etmenin yeterli olmayacağını belirtti.
Hem Türkiye'nin hem de NATO müttefiklerinin farklı senaryolara hazırlıklı olması gerektiğini söyleyen Göksel, “Türkiye’nin, oluşacak güvenlik mimarisinin tüm katmanlarında yer alması önemli” ifadelerini kullandı.
Göksel, Avrupa'nın Ukrayna savaşı nedeniyle Türkiye'ye duyduğu ihtiyacın arttığını ancak Washington ile Moskova arasında farklı bir denge oluşması halinde Türkiye'nin dışarıda bırakılabileceğine yönelik kaygıların da bulunduğunu ifade etti. Karadeniz güvenliğinin Türkiye merkeze alınmadan gerçekçi biçimde sağlanamayacağını belirten Göksel, “Daha yakın güvenlik iş birliği, AB-Türkiye ilişkilerinin genelinin canlandırılmasına katkı sağlayabilir” dedi.
Kriz Grubu tarafından hazırlanan "The EU and Türkiye: Uniting in Defence?" başlıklı araştırmanın bulgularına da değinen Göksel, hem Türkiye'nin hem de AB üyesi ülkelerin güvenlik ortaklarını çeşitlendirmeye yöneldiğini, tarafların birbirlerine karşı "risk dengeleme (hedging)" stratejisi izlediğini aktardı. Siyasi anlaşmazlıkların devam ettiğini belirten Göksel, buna rağmen kurumsal bağların korunabilmesi için diyalog kanallarının açık tutulmasının önem taşıdığını vurguladı.
Güvenlik ihtiyaçları pratik iş birliğini öne çıkarıyor
Uluslararası Kriz Grubu Kıdemli AB Analisti Marta Muzcnik ise Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin Avrupa'nın güvenlik anlayışında köklü bir değişime yol açtığını söyledi.
Avrupa'da uzun yıllar hâkim olan "büyük ölçekli savaş ihtimalinin ortadan kalktığı" yönündeki varsayımın sona erdiğini belirten Muzcnik, Rusya'nın artık Avrupa güvenliği açısından uzun vadeli bir tehdit olarak değerlendirildiğini ifade etti.
AB üyesi ülkelerde Türkiye'nin jeopolitik önemine yönelik farkındalığın arttığını söyleyen Muzcnik, “Avrupalı ve Türk politika yapıcılar arasında güvenlik konularında karşılıklı anlayış güçlendi. AB-Türkiye ilişkileri uzun süredir siyasi anlaşmazlıklar üzerinden tartışılıyor. Yeni güvenlik ortamında pratik ve uygulanabilir iş birliği alanları öne çıktı. Bu tür girişimler, siyasi ve kurumsal sorunların çözümünü beklememeli” diye konuştu.
Rapor savunma iş birliğinde pragmatik adımlar öneriyor
Etkinlikte bulguları paylaşılan "The EU and Türkiye: Uniting in Defence?" başlıklı rapor, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Avrupa güvenlik mimarisinde yaşanan dönüşümün Türkiye ile Avrupa Birliği ülkeleri arasında güvenlik ve savunma alanındaki iş birliği ihtiyacını artırdığına işaret ediyor. Rapora göre, ABD'nin Avrupa'ya yönelik güvenlik taahhütlerine ilişkin belirsizlikler ve Avrupa'nın yeniden silahlanma süreci, tarafları daha yakın iş birliğine yönelten başlıca etkenler arasında yer alıyor.
Raporda, Türkiye ile AB ülkelerinin Rusya'nın etkisinin sınırlandırılması, Ukrayna'ya destek verilmesi ve Avrupa'nın savunma kapasitesinin güçlendirilmesi gibi konularda ortak çıkarlara sahip olduğu belirtiliyor. Buna karşın taraflar arasındaki siyasi anlaşmazlıkların kısa vadede tamamen ortadan kalkmasının beklenmediği ifade ediliyor. Bu nedenle savunma sanayii ortaklıkları, ikili iş birlikleri ve esnek iş birliği mekanizmalarının mevcut siyasi engellerin aşılmasını beklemeden geliştirilmesi öneriliyor. Ayrıca Karadeniz güvenliği, savunma sanayii üretim ortaklıkları ve Avrupa savunma girişimlerine Türkiye'nin daha etkin katılımı, iş birliğinin ilerletilebileceği başlıca alanlar arasında sıralanıyor.
"The EU and Türkiye: Uniting in Defence?" başlıklı rapora buradan ulaşabilirsiniz.

24/07/2026

23/07/2026

22/07/2026

21/07/2026

21/07/2026