TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ev sahipliğinde düzenlenen “What can be expected during Trump’s second year?” başlıklı toplantıda, ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci yılında göç politikaları, küresel ekonomik dengeler ve dış politikadaki yönelimler ele alındı.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ev sahipliğinde 30 Ocak 2026 tarihinde düzenlenen “What can be expected during Trump’s second year?” başlıklı toplantı; büyükelçilik temsilcileri, kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar, akademi, düşünce kuruluşları ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleştirildi.
Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) kıdemli uzmanı Bülent Alirıza ile TEPAV Kurucu Direktörü Güven Sak’ın konuşmacı olduğu toplantının moderatörlüğünü TEPAV ABD Çalışmaları Merkezi Direktörü Tülin Daloğlu üstlendi.
Toplantıda, ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci yılında iç siyaset, ekonomi ve dış politikada öne çıkan başlıklar çok boyutlu bir çerçevede ele alındı.
“Göç politikaları ABD iç siyasetinde sert bir kırılma yaratıyor”
Bülent Alirıza, Trump yönetiminin göç politikalarının ABD iç siyasetinde benzeri görülmemiş bir toplumsal ve kurumsal gerilim yarattığını belirtti. Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi’nin (ICE) sahadaki uygulamalarının, yerel yönetimler ve sivil toplumla açık bir çatışma alanına dönüştüğünü ifade eden Alirıza, ABD vatandaşlarının dahi zaman zaman kimliklerini belgelemek zorunda bırakıldığını aktardı.
ICE’a ayrılan bütçenin hızla artırıldığını ve kurumun yalnızca sınır bölgelerinde değil, ülke genelinde yoğun biçimde kullanıldığını vurgulayan Alirıza, bu sürecin yaklaşan Kongre seçimlerinde belirleyici bir siyasi mesele olacağını söyledi. Cumhuriyetçi taban içinde dahi uygulama biçimlerine yönelik rahatsızlığın arttığını belirten Alirıza, ABD şehirlerinde yaşanan şiddet olaylarının, Trump dönemi öncesinde tahayyül edilmesi zor gelişmeler olduğunu ifade etti.
“Trump dış politikada öngörülemezliği artırıyor”
Dış politika başlığında Trump’ın karar alma biçimine dikkat çeken Alirıza, ABD dış politikasının giderek kişisel ilişkilere dayalı bir zemine kaydığını söyledi. İran’a yönelik olası askeri senaryoların Washington’da tartışıldığını, ancak Trump’ın son ana kadar kararlarını netleştirmemesinin belirsizliği artırdığını vurguladı.
Trump’ın Rusya, Çin ve Avrupa liderleriyle kurduğu kişisel temasların, kurumsal diplomatik süreçlerin önüne geçtiğini belirten Alirıza, Ukrayna konusunda Avrupalıların giderek daha fazla sorumluluk üstlendiğini; ancak ABD politikasında köklü bir değişikliğe dair güçlü işaretler bulunmadığını ifade etti. ABD’de dış politika yapım sürecinin büyük ölçüde Beyaz Saray’da merkezileştiğini ve Kongre’nin etkisinin zayıfladığını da sözlerine ekledi.
“Doların geleceğine dair beklentiler küresel dengeleri etkiliyor”
Güven Sak ise değerlendirmelerinde küresel ekonomi ve finansal sistemdeki kırılganlıklara odaklandı. Trump yönetiminin ticaret politikaları ve gümrük tarifeleri üzerinden yarattığı belirsizliğin, ABD dolarının değerine ilişkin beklentileri olumsuz etkilediğini belirten Sak, bunun klasik bir boykottan ziyade küresel portföylerde doğal bir kaymaya yol açtığını söyledi.
ABD dolarının küresel rezerv para olma konumunun, ABD’nin ticaret açığı verme kapasitesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Sak, piyasalarda doların değer kaybedeceğine yönelik beklentilerin artmasının altın, gümüş ve platin gibi varlıklara yönelimi hızlandırdığını ifade etti. Bu ölçekte alternatif bir varlık sınıfı bulunmadığı için değerli metallere yönelimin yapısal bir eğilime dönüştüğünü belirtti.
“Küresel sistem nereye evrileceğini bilmiyor”
Sak, küresel finansal sistemin şu anda yüksek düzeyde bir belirsizlik içinde olduğunu ve bu belirsizliğin yalnızca ABD ekonomisini değil, tüm dünyayı etkilediğini ifade etti. ABD varlıklarına yönelik güven kaybının ani bir kopuş anlamına gelmediğini; ancak piyasalarda ilk kez bu ölçekte bir yönsüzlük yaşandığını söyledi.
Suriye başlığına da değinen Sak, ülkede sınırlı bir normalleşme süreci yaşandığını, Türkiye ile ekonomik ve ticari bağların yeniden canlandırılmasının hem Suriye’nin yeniden inşası hem de Türkiye ekonomisi açısından önemli olabileceğini vurguladı. Ancak küresel rezerv para sisteminde yaşanan dalgalanmalar nedeniyle, hiçbir ülkenin bu süreçten bağımsız hareket edemeyeceğini ifade etti.
Toplantıda yapılan değerlendirmeler, Trump’ın ikinci yılında ABD iç siyasetinde göç politikalarının, küresel ekonomide ise finansal belirsizliklerin ve dış politikada öngörülemezliğin öne çıktığını ortaya koydu. Konuşmacılar, mevcut tabloda net cevaplardan çok, açık soruların ve risklerin ağır bastığı bir döneme girildiği konusunda görüş birliğine vardı.

02/02/2026

02/02/2026

30/01/2026

30/01/2026

21/01/2026