The articles and opinions on the TEPAV website are solely those of the authors and do not represent the official views of TEPAV.
© TEPAV, all rights reserved unless otherwise stated.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Campus, Section 2, 06560 Söğütözü-Ankara
Phone: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV is a non-profit, non-partisan research institution that contributes to the policy design process through data-driven analysis, adhering to academic ethics and quality without compromise.

Değerlendirme Notu / Mühdan Sağlam
ABD, İsrail ve İran arasında 28 Şubat’tan bu yana devam eden savaş, Körfez bölgesinin dünyaya açılan ana geçidi olan Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte küresel enerji sisteminin kırılganlıklarını görünür kılmıştır. Günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve türev ürünün yanı sıra LNG, kondensat ve LPG akışının kesintiye uğraması; enerji fiyatlarından gübre üretimine, petrokimyadan lojistiğe kadar uzanan geniş bir etki alanında zincirleme sonuçlar doğurmaktadır. Bu yönüyle Hürmüz’de yaşananlar, yalnızca bölgesel bir arz kesintisi değil, küresel ekonomik işleyişin temel girdilerine yönelik sistemik bir şok niteliği taşımaktadır.
Krizin etkisi, yalnızca boğazın kapalı olmasından ibaret değildir. Enerji altyapılarına ve alternatif geçiş hatlarına yönelik saldırılar, mevcut arz zincirinin fiziksel bütünlüğünü de zedelemiştir. Bu durum, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması hâlinde dahi enerji akışının kısa sürede eski seviyelerine dönmesini garanti etmemektedir.
Hürmüz kriziyle berraklaşan temel sorun, küresel enerji sisteminin uzun süredir varsaydığı bir kabule yöneliktir: arzın dar geçitlerde yoğunlaşmasına rağmen kesintisiz akışın sürdürülebileceği. Yaşanan gelişmeler, bu varsayımın artık geçerli olmadığını açık biçimde ortaya koymuştur. Başka bir ifadeyle, sorun yalnızca Hürmüz’de yaşanan geçici bir kesinti değil; küresel enerji mimarisinin sınırlı sayıda stratejik geçide aşırı bağımlı yapısının yönetilebilir olmaktan çıkmış olmasıdır.
Bu çalışma, Hürmüz kriziyle görünür hâle gelen yapısal kırılmayı üç eksen üzerinden analiz etmektedir. Birincisi, mevcut enerji sisteminin maliyet optimizasyonu ve karşılıklı bağımlılık mantığının güvenlik boyutunu nasıl dışladığıdır. İkincisi, Ukrayna Savaşı ile başlayan ve Hürmüz kriziyle derinleşen bu kırılganlığın küresel enerji arz güvenliği açısından ne anlama geldiğidir. Son olarak, bu kırılma sonrasında ortaya çıkan alternatifler ve yeniden yapılanma dinamiklerinde Türkiye’nin üstlenebileceği rol ve alternatif yapıların olası güzergahlarıdır.
Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.

11/06/2026

11/06/2026

10/06/2026

01/06/2026

22/05/2026