ProjelerAraştırmacılarTartışma TebliğleriÜye Ol
EN
Podcast & Medya
Haber

Bir trajedinin ardındaki yapısal sorun: Engelli çocuğa sahip annelerin görünmeyen yükü

Değerlendirme Notu / Rovshana Hagverdiyeva

Ağustos 2026'da, 19 yaşındaki lösemi hastası engelli oğluyla yalnız yaşayan bir annenin önce oğlunu, ardından kendisini öldürmesi Türkiye'de büyük yankı uyandırdı. Ancak bu bir ilk değildi. 2024 yılında Bursa'da benzer bir vaka kamuoyunun gündemine gelmiş, 2018 yılında ise yüzde 99 engelli oğlunun bakımını tek başına üstlenen başka bir annenin uzun süren maddi yoksulluk ve psikolojik sorunların ardından aynı yolu seçtiği haberleşmişti. Farklı yıllarda, farklı şehirlerde yaşanan bu vakaların ortak noktası yalnızca trajik sonları değildi. Her birinde anneler, bakım yükünü uzun yıllar boyunca büyük ölçüde tek başına taşımıştı.

Bu olaylar her seferinde birkaç gün boyunca tartışılıyor, ardından gündemden düşüyor. Oysa benzer vakaların yıllar içinde tekrar etmesi, bunların bireysel trajedilerin ötesinde, daha geniş bir sosyal politika sorunu olarak ele alınması gerektiğini düşündürüyor: Engelli çocuğa sahip anneler hangi ekonomik ve psikolojik koşullar altında yaşıyor? Ruh sağlığı hizmetlerine ihtiyaç duyuyorlar mı ve ihtiyaç duyduklarında bu hizmetlere erişebiliyorlar mı? Sosyal destek ağları ne kadar güçlü?

Uluslararası literatürde ebeveynin çocuğunu öldürdükten sonra intihar etmesi, filisid-intihar olarak tanımlanmaktadır. Şüphesiz ki böylesi vakalar; psikolojik dayanıklılığın, sosyal destek ağlarının ve kurumsal mekanizmaların tamamen iflas ettiği en uç ve istisnai sonuçlardır. Uluslararası literatürde engelli çocukları içeren filisid-intihar vakaları ile ilgili sınırlı araştırma bulunsa da Türkiye'de bildiğimiz kadarıyla bu konuya odaklanan bir çalışma mevcut değil. Bu not, intihar ve intihara meyillilik konusundaki veri kısıtı nedeniyle doğrudan bu uç vakaları incelemeyi amaçlamıyor. Filisid-intihar literatüründe bu trajedilere zemin hazırlayan kriz mekanizmaları arasında öne çıkan psikolojik yük, bakım sorumluluğu, sosyal destek eksikliği ve çocuğun geleceğine ilişkin kaygıların, engelli çocuğa sahip annelerin günlük yaşamlarında nasıl karşılık bulduğuna odaklanıyor. Bu çerçevede, TÜİK Türkiye Sağlık Araştırması 2025 mikro verileri üzerinden annelerin ekonomik koşullarını, ruh sağlığını ve sosyal destek mekanizmalarını ele alarak görünmeyen bakım yükünü verilerle görünür kılmayı ve sosyal politika açısından taşıdığı anlamı tartışmayı amaçlıyor.




Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.

Paylaş