TEPAV web sitesinde yer alan yazılar ve görüşler tamamen yazarlarına aittir. TEPAV'ın resmi görüşü değildir.
© TEPAV, aksi belirtilmedikçe her hakkı saklıdır.
Söğütözü Cad. No:43 TOBB-ETÜ Yerleşkesi 2. Kısım 06560 Söğütözü-Ankara
Telefon: +90 312 292 5500Fax: +90 312 292 5555
tepav@tepav.org.tr / tepav.org.trTEPAV veriye dayalı analiz yaparak politika tasarım sürecine katkı sağlayan, akademik etik ve kaliteden ödün vermeyen, kar amacı gütmeyen, partizan olmayan bir araştırma kuruluşudur.


TEPAV tarafından yayımlanan “Leylekler, Elektrik Hatları ve Yangın Riski” başlıklı değerlendirme notunda, elektrik altyapısı yatırımlarının iklim hedeflerinin yanı sıra biyolojik çeşitlilik ve arazi üzerindeki etkileri gözetilerek planlanması gerektiği belirtildi. Rio Üçlüsü’nün bu alanları aynı yatırım kararında buluşturan tamamlayıcı bir çerçeve sunduğuna dikkat çekildi.
TEPAV tarafından yayımlanan değerlendirme notunda, Ağustos 2026’da İstanbul Küçükçekmece’de demiryolu elektrifikasyon hattı boyunca çok sayıda ölü ve yaralı leyleğin bulunmasının, elektrik altyapısı ile göç yollarının kesiştiği bölgelerdeki riskleri gündeme taşıdığı belirtildi.
“Leylekler, Elektrik Hatları ve Yangın Riski” başlıklı notta, olay yalnızca Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları'nın (TCDD) sorumluluğundaki tekil bir vaka olarak ele alınmadı. Demiryolu katenerleri, elektrik iletim hatları ve dağıtım şebekelerinin kuşlar açısından taşıdığı farklı riskler incelendi.
Leylekler altyapı risklerini görünür kılıyor
Türkiye’nin, beyaz leyleklerin Avrupa ile Afrika arasındaki doğu göç kolu üzerinde yer aldığı belirtilen notta, leyleklerin elektrikli altyapı kaynaklı riskleri görünür kılan bir gösterge türü olduğu kaydedildi.
Kuşların elektrik hatlarında çarpışma ve elektroküsyon olmak üzere iki farklı riskle karşılaştığı belirtildi. Bu nedenle yalıtım, hat işaretleyicileri, güvenli tünek ve yuva platformları gibi önlemlerin altyapı türüne ve saha koşullarına göre birlikte uygulanması önerildi.
Kuş temasının yangınlardaki payı bilinmiyor
Notta, elektrik akımına maruz kalan kuşların her zaman yangına yol açmadığı ancak elektrik arkı veya kısa devre sırasında oluşan ısının kuş tüylerini ve kuru yuva malzemelerini tutuşturabileceği ifade edildi.
Türkiye’de 2012–2021 döneminde enerji tesisleriyle ilişkilendirilen yangınların toplam yangın sayısındaki payının yüzde 3,38, yanan alandaki payının ise yüzde 20,44 olduğu aktarıldı. Bununla birlikte, mevcut kayıtlarda kuş temasının diğer enerji kaynaklı nedenlerden ayrılmaması nedeniyle kuşların enerji kaynaklı orman yangınlarındaki payının hesaplanamadığı belirtildi.
Ulusal kuş güvenliği programı önerildi
Değerlendirme notunda, göç yollarını altyapı planlamasına dâhil eden ve alınan önlemlerin sonuçlarını düzenli olarak ölçen ulusal bir kuş güvenliği programı oluşturulması önerildi.
Göç darboğazları, sulak alanlar, beslenme ve geceleme noktaları ile elektrik altyapısının özelliklerini bir araya getiren mevsimsel risk haritalarının hazırlanması istendi. Demiryolu katenerleri, iletim hatları ve dağıtım şebekeleri için ayrı teknik standartların geliştirilmesi gerektiği belirtildi.
Notta ayrıca TCDD’nin ilgili doğa koruma kurumları ve uzman kuruluşlarla birlikte Küçükçekmece vakasına ilişkin kapsamlı bir olay raporu hazırlayıp kamuoyuyla paylaşması önerildi. Raporda saha taramasının kapsamına, ölü ve yaralı kuş sayısına, risk oluşturan katener bileşenlerine, alınan önlemlere ve çalışma takvimine yer verilmesi gerektiği ifade edildi.
Alınan önlemlerin başarısının yalnızca kurulan aparat veya dönüştürülen direk sayısıyla değil; kuş ölümleri, şebeke arızaları, elektrik kesintileri ve yangınlardaki değişim üzerinden ölçülmesi gerektiği vurgulandı.
Elektrifikasyon biyolojik çeşitlilikten ayrı düşünülemez
Notta, düşük karbonlu dönüşüm kapsamında genişleyen elektrik altyapısının biyolojik çeşitlilik ve arazi üzerindeki etkilerinden ayrı değerlendirilemeyeceğine dikkat çekildi.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ve Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nden oluşan Rio Üçlüsü’nün, iklim, biyolojik çeşitlilik ve arazi hedeflerini aynı yatırım kararında buluşturan tamamlayıcı bir planlama çerçevesi sunduğu belirtildi.
2026 takvimi Rio sinerjisi için fırsat sunuyor
Rio Üçlüsü kapsamındaki üç taraflar konferansının 2026’da geniş Avrasya coğrafyasında art arda düzenlenmesi, sözleşmeler arasındaki iş birliğini uygulamaya taşımak için önemli bir fırsat oluşturuyor.
Ulan Batur’da 17–28 Ağustos’ta düzenlenen UNCCD COP17’nin ardından, biyolojik çeşitliliğe odaklanan CBD COP17, 19–30 Ekim’de Erivan’da; iklim gündemini ele alacak UNFCCC COP31 ise 9–20 Kasım’da Antalya’da yapılacak.
Bu takvim, Ulan Batur’da ele alınan arazi, mera, kuraklık ve restorasyon konularının Erivan’da biyolojik çeşitlilik, Antalya’da ise iklim uyumu ve uygulama araçlarıyla birlikte değerlendirilmesine imkân verebilir. Leylek ölümlerinin görünür kıldığı elektrik altyapısı sorunu da bu üç alanın birlikte ele alınması gereken somut uygulama başlıklarından birini oluşturuyor.
Değerlendirme notuna buradan ulaşabilirsiniz.