Ortadoğu, bölgedeki hemen hemen her ülke için ayakta kalmanın son derece zor olduğu bir coğrafya; adeta dünyanın tekinsiz mahallesi. Ülkeler arası çatışmalar, ülke içi gruplar arasındaki mücadeleler, rejim değişiklikleri, işgaller ve terör eylemleri, Ortadoğu’ya ilişkin haberlerde sıklıkla ve düzenli olarak karşılaşılan hususlar. Özellikle son dönemde, İran’ın bölgesel sisteminin çöküş sürecine girmesi, Trump yönetiminin bölgede attığı radikal adımlar, İsrail’in genişleyen faaliyetleri gibi gelişmeler Ortadoğu’nun yapısal dinamiklerinin değişmekte olduğunu gösteriyor.
Bu koşullar altında, bölgesel güçler dahi sürekli tehdit algısı içindeyken küçük ülkelerin hayatta kalabilmek için esnek stratejiler ve taktik hamleler geliştirmek zorunda kaldığını söylemek yanlış olmaz.
Bu kapsamda Ürdün, üzerinde durulması gereken dikkat çekici bir ülke olarak öne çıkıyor. Kuruluşundan bu yana zorlu bir coğrafyada varlığını sürdürmeye çalışan Ürdün, özellikle bölgede radikal değişimlerin yaşandığı bugünlerde, kendisinden çok daha büyük birçok ülkeye kıyasla daha iyi bir sınav veriyor.
Bölgedeki küçük bir ülkenin yaklaşım ve stratejilerini değerlendirebilmek için öncelikle “küçük devlet” kavramını ele almakta fayda var. Ardından, çeşitli ölçütler çerçevesinde küçük olarak kabul edilen İsrail ve Katar gibi ülkelerin durumu ile Ürdün’ün bu ülkelerden hangi yönleriyle ayrıştığı incelendiğinde, Ortadoğu’ya ilişkin önemli ve aydınlatıcı sonuçlara ulaşmak mümkün.
Değerlendirme notunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.




