ProjelerAraştırmacılarTartışma TebliğleriÜye Ol
EN
Podcast & Medya
Haber

İran’da kimlik krizi: Şiiliğin gölgesinde yükselen Türk Milliyetçiliği

Değerlendirme Notu / Hilmi Demir

1813 Gülistan ve 1828 Türkmençay Antlaşmaları, Azerbaycan’ı ikiye bölerek Kuzey’i Çarlık Rusya’sına, Güney’i İran’a bıraktı. Başlangıçta sınırların belirsizliği nedeniyle iki toplum arasındaki ilişkiler devam etti, ancak zamanla farklı sosyo-politik kimlikler gelişti. 1991’de Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle birlikte bağımsız bir Azerbaycan Cumhuriyeti kuruldu. Günümüzde, bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdüren Azerbaycan Cumhuriyeti’nin nüfusunun üç katına yakın Azerbaycan Türkü, İran İslam Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan Güney Azerbaycan’da yaşamaktadır. Kuzey Azerbaycan’da seküler milliyetçi elitler, bağımsızlık mücadelesine öncülük ederek bağımsız bir devlet kurdular.

İran’da Türk Kimliğinin Asimilasyonu

Azerbaycanlılar ve Farslar, Safevîler (1501-1736) döneminden beri ortak bir Şii İslâm kimliği paylaştılar. Bununla birlikte İran’daki Azerbaycanlılar, Şii kimliği ve İran devlet yapısı içinde etnik kimliklerini bastırmak için asimilasyona tabi tutuldular.  İran devleti, Şiiliği ulusal kimliğin temel unsuru haline getirdi ve Azerbaycanlıların, Farslardan ayrı bir grup olarak görülmesini engellemeye çalıştı. Sözgelimi, 1979 İslam Devrimi'nden sonra Azerbaycanlı din adamları (örneğin Ayetullah Şeriatmedari gibi), İran rejimine destek vermiş ve etnik kimlikten çok dini bağlılığı vurgulamışlardı. Pehlevi Hanedanı (1925-1979) döneminde, devlet tüm eğitim ve resmi işlemleri Farsça olarak yürüttü. Azerbaycan Türkçesi yasaklandı ve okullarda öğretilmesi engellendi. Rıza Şah döneminde Azerbaycan’daki okullarda Türkçe konuşan öğrencilere cezalar verildi.

Değerlendirme notunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Paylaş