Arşiv

  • Haziran 2024 (14)
  • Mayıs 2024 (16)
  • Nisan 2024 (15)
  • Mart 2024 (19)
  • Şubat 2024 (19)
  • Ocak 2024 (18)
  • Aralık 2023 (17)
  • Kasım 2023 (14)
  • Ekim 2023 (15)
  • Eylül 2023 (12)
  • Ağustos 2023 (21)
  • Temmuz 2023 (18)

    Zorunlu askerlik işsizlikle mücadele için bir şans olabilir mi
    Güven Sak, Dr. 18 Temmuz 2009
    Geçen haftaya damgasını vuran iki gelişme oldu. Bunlardan ilki işsizlik rakamlarının tırmanmaya devam ettiğini gösteren Türkiye İstatistik Kurumu açıklamasıydı. İşsizlik rakamı, bu yılın başından beri, bir önceki yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında, giderek artan bir ivmeyle yükseliyor. Siz gazetelerde çıkan "işsizlik bu ay azaldı" başlıklarına bakmayın. Doğru değiller. İkinci gelişmeyse lise eğitimimizin hali pürmelalini ortaya koyan Öğrenci Seçme Sınavı sonuçlarıydı. Sınav sonuçları, Yüksek Öğretim Kurumu'nun (YÖK), Türkiye'nin eğitim gerçeğiyle pek bir alakası olmadığını bir kere daha ortaya koydu. Öyle ya, YÖK bu yıl üniversite kontenjanlarını artırmayı temel meselesi haline getirmişti ama sınav sonuçları "Bu öğrencileri üniversiteye yerleştirsen ne olacak?" sorusunu sordu [Devamı]
    Tasarruf oranını artırmak
    Hasan Ersel, Dr. 17 Temmuz 2009
    Türkiye'nin iç tasarrufları, yatırımlarını karşılamada yetersiz kalıyor. Bu nedenle yabancıların tasarruflarını kullanmaya talip oluyoruz. Ödemeler dengesi cari işlemler açığı veriyor olmamızın anlamı da bu. Ancak bu yıl yaşadığımız kriz ve görünen çıkış yolu, küresel sistemin bize eski koşullarla istediğimiz ölçüde dış dünyanın tasarruflarını aktaramayabileceği yönünde güçlü işaretler veriyor. Dışsal olarak belirlenmiş bir cari açık sınırı altında kaynaklarımızı dağıtmak zorunda kalacağız. Peki önümüzdeki seçenekler neler? İlk akla gelen durumu sürdürmek. Yani mevcut iç tasarruflarımız + ülkemize yönlendirebileceğimiz dış tasarruflar ne kadarsa, o kadar yatırım yapmak. Bu, sonuçta yatırımlarımızın GSYH'ye oranını düşürmek anlamına geliyor. Daha az tasarrufla, aynı büyümeyi ve istihdam art [Devamı]
    Bu zamlar işsizliği artırır, büyümeyi yavaşlatır
    Güven Sak, Dr. 17 Temmuz 2009
    Evvelki gün Ankara'da açıklanan zam kararları, olsa olsa bir panik havasını yansıtmaktadır. Benzinde Özel Tüketim Vergisi'ne zam yapıldı. Aynı biçimde otellerde yiyecek ve içecekten alınan Katma Değer Vergisi de zamlandı. Bu yapılan bir "Ben bunu daha önce nerede gördüm" hissi yaratıyor. Sanki biri giderek bozulan bütçe rakamlarına bakmış ve "Biz eskiden böyle olunca ne yapardık" diye sormuş; hemen cevabı yapıştırmışlar, "Akaryakıttan alınan vergilere zam yapardık efendim". İşte şimdi de öyle yapmışlar. Hâlbuki dün öyle yaptığımız zamanla, şimdiki zamanın hiç ama hiç alakası yok. Aradaki fark okyanuslar kadar. Gelin bu zamların olası sonuçlarına bakalım: Birincisi, bugünlerin, bu krizin derdi olmayan enflasyon açısından baktığınızda, elbette fiyatlara yaklaşık yüzde 10 yansıyac [Devamı]
    Patinaj olasılığı artıyor
    Fatih Özatay, Dr. 16 Temmuz 2009
    Nisan ayına ait işsizlik verileri dün açıklandı. Son aylarda, açıklanan her veriden sonra 'beklendiği gibi' demek adetten oldu. Bu sefer de durum farklı değil; işsizlik rakamları 'beklendiği gibi' arttı. Nisan 2008'de yüzde 9.9 olan işsizlik oranı, geride bıraktığımız nisan ayında yüzde 14.9'a fırladı. Diğer bir ifadeyle 5 puanlık yükseliş var işsizlik oranında. Tarım dışı işsizlik oranı ise, elbette daha yüksek: Bir yıl öncesinin aynı dönemine göre 5.9 puan artarak yüzde 18.2 olarak gerçekleşti. Daha da kötüsü, ne yazık ki yine beklendiği gibi, 15-24 arası yaş grubundaki hem yüksek işsizlik oranı (yüzde 26.5), hem de bu oranda son bir yıl içinde gerçekleşen artış (8.9 puan). [Devamı]
    Artan Amerikan hanehalkı tasarrufları kötüye işarettir
    Güven Sak, Dr. 16 Temmuz 2009
    Buyurun buradan yakın bakalım. Mayıs 2009'da Amerikan halkının tasarrufları rekor kırdı. Herkes, harcasınlar, iç tüketim genişlesin, Amerikan ekonomisi büyüsün diye gözlerinin içine bakarken 1980'lerin başından beri tasarruf etmeyi unutmuş Amerikalılar, tasarruf etmeye başladılar. Biz burada iki günlük vergi indirimi olunca koşarak gidip otomobil alıyoruz. Onlar orada evde oturup, tasarruf ediyorlar. Bu nedir? Bu, olsa olsa önümüzdeki dönemde, toparlanmanın son derece yavaş olacağına işarettir. Peki, Amerikalıların görüp de bizim daha göremediğimiz nedir? [Devamı]
    Nabucco için atılan imzalar ne anlama geliyor
    Güven Sak, Dr. 14 Temmuz 2009
    Nabucco projesi için ilk imzalar Ankara'da atıldı. Bu amaçla Avrupa Birliği(AB), Avusturya, Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Macaristan temsilcileri Ankara'da biraraya geldi. Nabucco ilginç bir proje görünümünde. Türkiye'nin adının böyle bir projeyle birlikte anılması ise kesinlikle olumlu. Şimdi olup bitene bakıp ne denebilir? İlk bakışta, "ortada daha taşınacak mal ve de bu malı taşıyacak boru hattının nasıl finanse edileceği yok" diye meseleye bakarak, "iş kaldı üç nalla bir ata" demek elbette mümkün. Ama bakın bu anlaşmanın varlığı, o üç nalla bir atı bulmayı kolaylaştırıcıdır. Bu anlaşma tek başına yeter mi? Neden olmasın diye merak edenleri aşağıya bekleriz efendim. Öncelikle ne olduğundan başlayalım. Nabucco, Avrupa'nın doğalgaza olan bağımlılığını çeşitlendirme projesidi [Devamı]
    On yedinci büyük
    Fatih Özatay, Dr. 13 Temmuz 2009
    Haziran ayına ilişkin otomotiv sektörü pazar verileri açıklandı. Fikri-takip zamanı geldi. Mart ortasından geçerli olmak üzere otomotiv sektöründe vergi indirimine gidilmişti. Bu sektörün, hele yan sanayisi ile birlikte düşünüldüğünde ekonomimiz açısından çok önemli bir sektör olduğu açık. Sektörün tökezlemesi ekonomimizi de etkiliyor. Bu öneme karşın, vergi indirimi kararı alınır alınmaz yazdığım yazıda bu kararın yanlış olduğunu savunmuştum. [Devamı]
    Her az gelişmiş yerde etnik çatışma olmaz, gelişmiş ülkelerde de sorun ortadan kalkmaz
    Hasan Ersel, Dr. 13 Temmuz 2009
    Kimi uzmanlar 'iktisadi az gelişmişliğin' etnik çatışmayı körüklediğini savunuyor. Ancak bu görüş pek de doğru görünmüyor. Her az gelişmiş yerde etnik çatışma çıkmıyor. Ayrıca, iktisadi gelişme de etnik çatışmayı ortadan kaldırmıyor.   Geçen hafta G-8 toplantısını bile ikinci düzeye iten gelişmeler Çin Halk Cumhuriyeti'nin (kısaca Çin) Şincan Özerk Bölgesi'ndeki (kısaca Sincan) Urumçi şehrinde meydana gelen olaylar oldu. En tutucu tahminler bile temel alındığında, olayların boyutu ve şiddeti ürkütücüydü. Etnik gruplar arasındaki ilişkiler soğuk olmaktan çekişmeye kadar değişen biçimlerde ortaya çıkabiliyor. Etnik farklılıkların gerginliğe yol açabildiği de biliniyor. Ama her etnik farklılık çatışmaya dönüşmüyor. Bu defa ise öyle oldu. Etnik gruplar arasındaki ilişkinin nasıl olup da çatışm [Devamı]
    Son gelişmeler
    Fatih Özatay, Dr. 12 Temmuz 2009
    Cuma günü haziran ayına ait kapasite kullanım oranları açıklandı. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük bir kapasite kullanımına işaret ediyor açıklanan rakam. Bununla birlikte, bu orandaki düşüşte iyileşme olduğunu da belirtmek gerekiyor.Çeyrekler itibarıyla bakarsak, ortalama kapasite kullanım oranında bir yıl öncesinin aynı dönemine kıyasla azalma, 2008'in son çeyreğinde 11.2 puan olmuş. Aynı değer, bu yılın birinci ve ikinci çeyreğinde ise sırasıyla 16.1 ve 12.2 puan olarak gerçekleşmiş. Haziran ayında ise, bu fark 9.6 puana gerilemiş durumda. Bu açıdan bakıldığında, bu oldukça olumsuz rakam bir olumluluk barındırıyor içinde. [Devamı]
    Herkes kendi tecrübesini kendisi edinir
    Güven Sak, Dr. 11 Temmuz 2009
    Türkiye hızlı bir dönüşüm süreci içinde. Değişim için altı çizilmesi gereken nokta şu: Değişim askeri bir disipline bağlı kalarak, her adımı önceden tasarlanmış bir biçimde olmuyor. İşin içinde bir sürpriz tadının mutlaka kalması gerekiyor. İstenmeyen sonuçlar olmadan değişim ne yazık ki mümkün değil. Her an, geriye ve ileriye aynı anda bakıp, "şimdi planın dördüncü aşamasına geldik" diyebilmek sosyal bilimlerde hiç mümkün değil. İşin içinde insan olunca başlangıç koşullarında yaptığınız ufak bir hata sistemi yoldan çıkarabiliyor. Peki, bu durumda ne yapmak gerekiyor? Gayet basit; her an ne olduğuna takılmamak gerekiyor. Değerlendirmeyi sürecin bütününe bakarak yapmakta fayda bulunuyor. Bir nevi "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" yaklaşımı yani. Gelin bugün ehem ile m [Devamı]